(818 S. K. m. 49)
Davacı Temuçin Turan vekili Avukat Nail Gürman tarafından, davalı A. Atilla Gürcan aleyhine 26.3.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayetten doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12.10.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı avukatı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14.02.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Avustralya'dan alınacak buğdayla ilgili olarak davacının komisyon üyesi olarak görev yaptığı sırada usulsüzlük yaptığı iddiası ile davacı hakkında rapor hazırlanıp şikayette bulunmuştur.
Şikayetin ana konusu, TMO Genel Müdürlüğünce, Avustralya'dan mercimek alınması için görüşme yapıldığı, bu amaçla Genel Müdür ile Dış Ticaret Daire Başkanının o ülkeye gittiği ne var ki, mercimek yerine makarnalık buğday alındığı bunun için yönetim kurulundan karar alınmadığı ve pazarlık yöntemine de uyulmadığı getirilen buğdayın da satılmadığı, bu işlemlerin yapılmasında davacınında işi yapanların eylemine aynen katıldığıdır.
Davalı, TMO de Hazine temsilcisi sıfatıyla Yönetim Kurulu Üyesidir. Yukarıda özetlenen konu ile ilgili olarak davalı tarafından Cumhuriyet Savcılığına ve Başbakanlığa gönderdiği yazılarda davacı için, ... hukuk dışı işlemlere katıldığı..., ...ithalatla ilgili olmayacak biçimde desise bir rapor düzenlenmiştir..., ...raporun içeriği... yanıltmaya matuftur... bu rapor kullanılmıştır..., işleme fesat karıştırılmıştır... sonuçta da, ...komisyon üyeleri hakkında, yetkisiz tasarruf yapma fesat karıştırılmış, alımın usulüne uydurulması için sahte rapor ve tutanak düzenleme... gibi eyleme katıldığı iddia edilmiştir.
Gerek savcılıkça yapılan adli ve gerekse, Köy İşleri Bakanlığınca yapılan idari incelemede, konu tüm yönleri ile değerlendirilmiş ve hiçbir usulsüzlüğün bulunmadığı, sahte belge düzenlenmediği, fesatlıkta bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının kamusal bir görev yürüttüğü ve bu bilinçle hareket ettiği tartışmasızdır. Ancak bu görevi yürütmesi, başka kişilerin kişilik haklarına saldırmasını haklı kılmaz. Ortada kendisi açısından da olsa, sonuca etkili olmıyacak bazı işlem ve eylemlerde ki usulsüzlüğü, sahte rapor, sahte belge düzenlenmiştir, ihaleye fesat karıştırılmıştır, hukuk dışına çıkılmıştır, biçiminde nitelendirmek hukuk içinde kalınarak söylenmiş bir davranış olarak kabul edilemez.
Hatta davalı, bununla da yetinmemiş, bu işi basına da yansıtmıştır. Basın resmi bir açıklamadır diye, buğdayda büyük oyun başlığı ile olayı haber yapmıştır.
İşte yerel mahkeme, olayı tüm yönleri ile incelemiş, davacının istemini kısmen kabul etmiştir. Ortada sahte belge yokken, ihaleye fesat karıştırıldığına dair hiçbir emare bulunmazken, davacının bu eylemlerle suçlanmasında kişilik haklarına saldırının var olduğu düşüncesi ile kararın bozulması gerektiği kanaatindeyim. 14.02.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy