(818 S. K. m. 41, 49) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı Tamer Levent vekili Avukat Müge Özdemir tarafından, davalılar Öncü Matbaacılık ve Yayıncılık A.Ş. ve diğerleri aleyhine 09.12.1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 2.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 1.000.000.000 lira manevi tazminat yasal faiziyle birlikte tahsiline dair verilen 4.11.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Mehmet Göktürk, Gül Demirbaş ve Talat Doymuş vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Dava basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, Öncü Gazetesinin 9.9.1998 günlü yayınında, Sezgin'in damadına hayali görev başlıklı yazıda, Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin'in damadı Tamer Levent'in 4 yıldır işe gitmeden maaş aldığı ortaya çıktı., hayali Genel Müdür Yardımcılığı yaptığı belirlendi, 4 yıl boyunca kuruma gelmeden maaş alan; makam odası, ne bir sekreteri ne de bir telefonu var, Sezgin'in nüfusunu kullanan Damat Levent'e bugüne kadar da neredesin diye soran olmamış şeklindeki ifadelerin gerçek olmadığı kişilik haklarına saldırı olduğunu ileri sürerek 2 milyar manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece 1 milyar manevi tazminata hükmolunmuştur.
Karar davacı vekili ve bir kısım davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kişilik haklarına saldırının koşul ve kapsamı Medeni Kanun'un 24. maddesinde belirtilmiş, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ise saldırının varlığı halindeki yaptırımı düzenleme altına alınmıştır. Her iki maddenin temel öğesi hukuka aykırılıktır. Eylemin, hukuka aykırılığın varlığı için öze ve biçime ilişkin koşulların irdelenmesi gerekmektedir. Öze ilişkin koşullar gerçeklik, güncellik ve kamu yararıdır. Yayın hakkının sınırlarının en önemlisi gerçeklik öğesidir. Haber gerçeği uygun olmalıdır. Gerçeklik verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriği, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluk anlamına gelir.
Somut olayda davacının genel müdür yardımcılığı görevinden ek ücret alıp almadığı anlaşılamamaktadır. Sanatçılık görevi ile genel müdür yardımcılığı görevi arasındaki işlevsel farklılık vurgulanmamıştır. Bir açıdan söz konusu görev karşılığı ödenecek ücretin hak edilip edilmediği ya da ne şekilde çalışma yapıldığı konusu irdelenmediği gibi taraf tanıklarından bu yolda bir bilgi de sorulmamıştır. Haberde ifade edilen 4 yıllık zaman dilimi içerisinde sanatsal faaliyetleri doğrulayan yazılı kanıtlar istenilmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nün çalışma şekli, davacının statüsü bağlamında irdelemek için gerekli doneleri toplamak; 4 yıllık süre içerisinde yapılan çalışmaları belgelemek; ücret farklılığının karşılığının fiili çalışmayla örtüşüp örtüşmediğini belirlemek gerektiğinde tanıklardan ek açıklama istemek ve sonucuna göre karar vermektir. Anılan yönler gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu davanın kısmen kabul edilmesi bozmayı gerektirir
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.06.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Mahkemece, dosyadaki kanıtlara göre, davaya konu edilen ve davacı kastedilerek, Sezginin damadına hayali görev başlığı ile verilen haberde, davacının dört yıldan bu yana, görevine gitmeden maaş aldığı İsmet Sezgin'in damadı olmasının keyfini süren, Sezgin'in başkasından çekindiklerinden, buna göz yumulduğunu Sezgin'in nüfuzunu kullandığı gibi nitelendirmeler yer almıştır.
Dosya içindeki kanıtlara göre, davacının Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü nezdinde, Genel Müdür yardımcısı olarak çalıştığı görülmektedir. Yine davacının tiyatro sanatçısı olduğu, bu sıfatı taşıyan kişilerin 5441 sayılı yasa uyarınca yöneticilik görevini de üstlenebilecekleri hatta genel müdürün dahi, tiyatro sanatçısı olabileceği ve fiilen yürüttüğü sanatçılığın yanında yöneticilik yapabileceği anlaşılmaktadır. Yasal düzenleme de bu yöndedir.
Dinlenen tanıklar, haberi doğrulamamışlardır. Tiyatro sanatçılarına yöneticilik sıfatının verilmesinin onların fiilen böyle bir işi yapma zorunluluğunu getirmediği, asıl sanatçılık görevlerini aksatmalarına neden teşkil etmeyeceği, salt böyle bir unvanı alanların ücretlerinin farklılık yarattığı, öteden beri de uygulamanın böyle olduğu, bunun yasal düzenlemeye aykırı olmadığıdır.
Yerel mahkemece verilen karar, davacının dört yıl süre ile ne gibi işler yaptığı, alınan ücretin yapılan işlere uygun bulunduğu gibi soyut araştırmayı gerektirmektedir. Böyle bir belirlemenin olanaksızlığı ve soyutluluğu ortadadır.
Davalı yayının kasıtlı olduğu yayın ilkeleri ile bağdaşmadığı ve gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece de bu hususun varlığı belirlenmiş talep edilen tazminatın yarısına hükmedilmiştir. Karar doğru olduğundan onanmalıdır. Bu nedenle çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Yerel mahkemece hukuka aykırılık tesbit edilerek tazminata karar verilmiş, dairemizce karar araştırma noksanı gerekçesi ile bozulmuştur.
Usul kanunumuza göre aslolan tarafların iddialarını kanıtlamaları ve bu doğrultuda kanıtlarını bildirmeleridir. İstisnai hallerde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılır. Somut olayda kamu düzeni gibi bir nedenle mahkemenin kendiliğinden araştırma yapmasını gerektiren bir durum olmadığına, tarafların delillerinin de toplanmış bulunmasına göre yeni delil toplanması mümkün değildir. Bu nedenle bozma kararına katılamıyorum.
Dairemizin bozma kararının usule yönelik olması ve işin esası hakkında bir karar bulunmaması nedeniyle esas hakkında düşünce açıklamasının bu aşamada mümkün olmadığını belirtmekle yetiniyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy