(2004 S. K. m. 89)
Dava: Davacı E. vekili Av. Ş.B. tarafından davalılar M. ve diğerleri aleyhine 2.12.1998 gününde verilen dilekçe ile gönderilen haciz ihbarnamesine karşı menfi tespit istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın reddine, davalı lehine icra inkâr tazminatı takdirine yer olmadığına dair verilen 1.12.1999 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili duruşmasız olarak da M. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24.10.2000 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Ş.B. geldi, karşı taraftan davalılar vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyizine gelince;
Dava, İİK'nin 89/3. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı ile davalılardan M. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı M.'nin kambiyo senedine dayalı olarak yaptığı icra takibinde kendisine gönderilen (89/1) ve (89/2) haciz ihbarnamelerinin tebligatlarının usulsüz olduğu ve borcunun bulunmadığı iddiasıyla haciz ihbarnameleri ve takibin iptali isteminde bulunmuştur. Davalı iddiayı reddetmiş, icra inkâr tazminatı istemiştir. Mahkemece haciz ihbarnamelerinin tebliğinin usulüne uygun olduğunun kesinleşmiş İcra Tetkik Mercii kararıyla belirlenmiş olduğundan ve menfi tespit davası da süresinde açılmadığından davanın reddine karar verilmiş, ancak icra inkâr tazminatına hükmetmemiştir.
İİK'nin 89/3. maddesine göre "üçüncü kişi açtığı menfi tespit davasını kaybederse, mahkemece dava konusu şeyin yüzde kırkından aşağı olmamak üzere bir tazminat ile de mahkûm edilir" hükmü yer almaktadır. Anılan hüküm gereğince, icra inkâr tazminatına karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) no'lu bentte gösterilen nedenle davalı M. yararına BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, kararın bu bölümünün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın bundan mahsubuna ve temyiz eden davalı M.'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy