(818 S. K. m.49)
Dava: Davacı Birkan vekili Avukat Ş. M. tarafından, davalı Meral aleyhine 8.1.1999 gününde verilen dilekçe ile telefon görüşmesinin kamuoyuna açıklanmasından kaynaklanan kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.2.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 31.10.2000 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat S. A. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat M. K. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyizine gelince;
Dava, davacının telefon konuşmasının bandının basın toplantısında dinletilmesi ve kopyasının dağıtılması nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davaya konu olay; davalının yaptığı basın toplantısında davacı ve eskiden birlikte çalıştığı arkadaşı arasındaki telefon konuşmasının bandını basın mensuplarına dinletip kopyasını dağıtması biçiminde gerçekleşmiştir. Telefon konuşmasında yer alan sözler iki kişi arasında gizli kalması ve o kişilerin özel yaşam alanı ile ilgili bulunan sözler olduğu görülmektedir. Sözler bu içerikte olmasa dahi, bir kişinin telefonunun dinlenmesi veya dinlenen görüşmelerin yayınlanması, başlı başına özel yaşama ve hatta son derece gizli kalması gereken yaşamın gizliliğine saldırı teşkil eder. Kişi toplum tarafından tanınan bilinen anonim bir kişi olsa dahi, özel yaşam hiçbir şekilde açıklanamaz. Hatta hiç kimsenin telefonu da dinlenemez. Davalı telefonu dinlememiş olsa dahi, ele geçen kaseti dinletip, kopyasını dağıtmış olması, aynı sonucu doğurur ve kişinin gizli alanına saldırıdır. Bu bakımdan davalının eylemi ağır kusuru oluşturur.
BK.'nun 49. maddesinde tazminatın miktarı belirtilmemiştir. Ancak tazminatın miktarının belirlenmesinde uyulması gereken ölçütler açıklanmıştır. Böyle bir düzenleme biçimi hukuka uygundur. Tazminat miktarının belirlenmesinde tazminatın niteliği de gözetilerek, tarafların sıfatı, konumları, sosyal ve ekonomik durumları ile maddede yer almamakla birlikte, hukukun genel ilkesi olan kusurun ve bu bağlamda eylemin ağırlığı miktarın belirlenmesinde önem taşımaktadır. Maddede yer alan ölçütler somut olaya uyarlandığında, hüküm altına alınan tazminat miktarının çok az olduğu açıktır. Bu bakımdan, mahkeme kararında yer alan gerekçelere katılmak somut olay itibariyle olanaksızdır.
Şu durumda daha üst düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA ve davacı yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz eden davalıya yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy