(3402 S. K. m. 19)
Dava: Davacı A. A. vekili avukat
tarafından, davalı R.A. aleyhine 3.3.1997 gününde verilen dilekçe ile müşterek mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı taşınmaz üzerinde ağaçların mülkiyetinin aidiyetinin tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14/4/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Hukukumuzda genel anlamda tespit davaları yasal olarak düzenlenmemiştir. Ancak, tespit davalarının da dinlenebileceği uygulamada ve yerleşmiş yargı kararlarında kabul edilmiş bulunmaktadır. Tespit davası, bir hukuki ilişkinin tespitine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç, bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan ilişkidir. Her türlü ilişki tespit davasının konusu olabilir. Ancak maddi olayların soyut hukuki ilişkileri tek başlarına tespit davasının konusu olamazlar. Tespit davası bir hukuki ilişkinin saptanmasına yönelik olmakla birlikte diğer davalarda olduğu gibi tespit davasında da hukuki yarar bulunması zorunludur. Tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğunun kabul edilebilmesi için davacının hakkı veya hukuki durumu bir tehlikeyle karşı karşıya bulunması, tehdit nedeniyle hakkının sağlanmasında duraksama meydana gelmesi, tespit isteyenin gecikmesi durumunda zarar görecek olması, tespit talebiyle bu zararın ortadan kaldırılabilmesi gerekir. Ayrıca tespit davasının açılabilmesi için diğer bir koşulda, henüz eda davasının açılabilmesi zamanı gelmemiş olmalıdır. Eğer o anda eda davası açılabilecekse tespit davası açma olanağı kalmaz.
Somut olayda davacı, müşterek mülkiyet hükümlerine göre davalıyla birlikte malik oldukları taşınmazda kendi payına düştüğünü ileri sürdüğü yerde yetiştirdiği kavakları davalının engel olması nedeniyle kesemediğini, bir kısım kavakları ise davalının keserek zarar verdiğini, kavakların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Bu anlatıma göre bu dava sonunda verilecek tespit hükmüyle davacının hakkının korunması olanaksızdır. Davacı ancak eda davası açarak hakkına kavuşabilir. Bu durumda, eda davası açılması gereken durumda tespit davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından isteminin reddedilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy