(818 S. K. m. 41, 49)
Dava: Davacı B. K. vekili Avukat E. A. ve H. A. tarafından, davalı G
Elektronik Yay. San. ve Tic. İşl. A.Ş. aleyhine 16.6.1999 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 3 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16.6.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin Adana-Ankara seferini yapan Ayvalık uçağında yolcu olarak bulunduğu sırada, davalının sahibi olduğu Flash TV'de uçağın kaçırılması olayı ile ilgili 29.10.1998 günü saat 20:00'den itibaren 30.10.1998 günü saat 04:50'ye dek canlı haber başlığıyla yapılan yayınlar sırasında değişik zamanlarda ve birden çok kez davacının uçağı kaçıran korsanlarından birisi olduğunun belirtilerek gerçeğe aykırı yayınla kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece, davaya konu haberin bir uçak kaçırma olayı ile ilgili olarak ve canlı yayın biçiminde kamuoyunu anında bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olması ve yapılan yayınların bazı bölümlerinde davacının adı geçmekle birlikte net olarak davacının uçak kaçırdığı yolunda bir ifadeye yer verilmediği, sürekli olarak alınan bilgilerin henüz teyid edilmediğinin belirtildiği, bu durumda haber verme amacının aşılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Basının başlıca görevlerinden birisi ve en önemlisi; zamanında gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak kamu yararı bulunan haberleri toplayıp halka, topluma ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve sonuçta kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağlayarak doğru denetleme yapabilmesine aracı olmaktır. Anayasal bir değer taşıyan basın yoluyla düşünce açıklamak hakkı, Anayasa ile belirlenen sınırları içinde kullanılmadığı zaman hukuka aykırı sayılır ve böyle bir hakkın kullanılmasından kişiler olumsuz yönde etkilenirse yayını yapanlar sorumlu tutulurlar. Doktrinde ve uygulamada benimsenen baskın görüşe göre, basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır. Eğer bir haber ya da yazı bu temel kurallardan birisine ters düşerse, bu takdirde hakkın hukuka uygun sınırlar içinde kalınarak kullanıldığından söz edilemez.
Somut olayda, davacının uçağı kaçıran korsanlardan birisi olduğu ismi de verilerek yayın yapılmış ve bu yayının gerçek olmadığı ve davacının olaya karışmadığı, uçakta sadece yolcu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda haberin gerçeği yansıtmadığı, gerçek olmayan bir haberin ise davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı kabul edilmelidir. Haberde bilgilerin doğrulanmadığının belirtilmesi kişilik haklarına saldırıyı ortadan kaldırmaz. Yerel mahkemece, manevi tazminat kapsamının belirlenmesi gerekirken, değinilen ilkelere ve somut olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy