(6098 S. K. m. 49)
Dava: Davacı A. Y. tarafından, davalılar M. A. Y. ve diğerleri aleyhine 29/9/1999 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 500 milyon lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 300 milyon lira manevi tazminatın davalılardan alınmasına dair verilen 16/5/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan M. A. Y. ve H. Ç. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına; 27.11.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı, yayın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiştir. Davalının temyizi üzerine, karar, dairece onanmıştır.
Yerel mahkemenin ve bu kararı onayan çoğunluğun düşüncesine katılamıyorum. Şöyle ki;
Davacının, davanın açıldığı ilin vali yardımcısı olduğu, bu görevi nedeniyle katıldığı bir toplantıda, sorunlarına çözüm bulunmasını isteyen vatandaşlar için, "Fakiri Allah bile sevmez, siz hem fakir, hem de akılsızsınız" diye konuştuğu dosyadaki ve özellikle aynı davacı tarafından aynı davalı aleyhine açılan ve aynı mahkemenin 1998/247, 1999/411 ve 1999/414 esas sayılı dava dosyalarındaki kanıtlarla sabittir. İşte bu açıklama üzerine eldeki bu dava dosyasında davacı için "Terbiyesiz Adam" başlığı altında yapılan yayından dolayı tazminat istenmiştir. Dosyadaki kanıtlara göre davacının az yukarıda aktarılan konuşması üzerine davalı yayın organında, haber "kendini bilmez vali yardımcısı" başlığı altında verilmiştir. Bu yayın üzerine davacının basın çalışanlarına kızdığı ve bu kez de "it ürür kervan yürür" demesinden sonra davalı gazetede "Terbiyesiz adam" nitelendirmesinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, üst düzeyde bir kamu görevlisidir. Kişilerin çok duyarlı olduğu yönlerini ağır biçimde eleştirmesi ve hatta o yönlerini düzeltmekle görevli ve yetkili bir kimse olması karşısında, böyle ağır kusurlu olan bu davranışı karşısında bu şekilde bir nitelendirmenin yapılmasında, kendi ağır kusuru ile neden olmasından dolayı saldırıdan söz edilemez. Bu bakımdan davanın bu nedenle reddi gerektiği düşüncesindeyim.
Bu bağlamda ve aynı olay nedeniyle davacı tarafından aynı mahkemede açtığı ve 1998/247 esasta görülen davada, davacı için "kendini bilmez vali yardımcısı" sözlerinden dolayı yine 1999/414 sayılı davada da "Terbiyesiz Bürokrat" sözlerinden dolayı açılan davaları reddetmiş ve karar dairece onanmıştır. Davacının davaya konu edilen sözleri karşısında gazete yayınında, "terbiyesiz adam" sözü ile "kendini bilmez" arasında bir fark bulunmamaktadır.
Açıklanan ve dosyalardaki diğer olgular itibariyle davaya neden olan yayın, davacının ağır kusur teşkil eden davranışı nedeniyle yapılmıştır. Bu bakımdan davanın reddi gerektiği düşüncesindeyim. 27.11.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy