(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49) (2709 S. K. m. 28)
Dava: Davacı Aydın Doğan vekili Avukat Şahin Mengü tarafından, davalılar Ulusal Basın Yayın A.Ş. ve Serdar Akbıyık aleyhine 1.2.2000 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 100.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın reddine dair verilen 31.5.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 16.1.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Şahin Mengü ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat Nurtekin Deniz geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 18.1.2000 tarihli Star Gazetesindeki yayın ile yasal olmayan işler yaparak haksız kazanç elde etmekle suçlandığı gerekçesiyle manevi tazminat istemiştir. Davalılar yayının resmi bilgi ve açıklamalara dayandığını ve hukuka uygun olduğunu savunmuşlar, mahkemece bu savunmaya itibar edilerek dava reddedilmiştir.
Basının yansız ve özgür haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatmaya ilişkin fonksiyonunu yerine getirebilmesi bazı ayrıcalıkları gerektirir. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Kişinin onur ve saygınlığının korunmasına ilişkin Medeni Kanunun 24, Borçlar Kanununun 49. maddesi ile Anayasanın 28. maddesi basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlamasıdır.
Basına haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanındaki sınırı gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı temel kurallardan sonuncusu, haber gerçeği yansıtsa bile kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Şayet haberin verilişinde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan beyan, tavsif ve değerlendirmelere gidilecek olursa kişilik hakları ile çatışan basın özgürlüğüne üstünlük tanınması imkansız hale gelir. Dava konusu yazı bu ilkeler doğrultusunda incelendiğinde, bir milletvekilinin davacının en büyük ortağı olduğu Doğan Holding grubu ile ilgili TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinden hareketle, davacının Doğan Holding'e bağlı şirketlerin borsada işlem gören hisse senetleri üzerinden çeşitli hileli yollarla ve içeriden aldığı bilgilerle haksız kazanç elde ettiği, bu şekilde vergi kaçırdığı ve böylece vurgun yaptığı ifade edilmiştir. Davalılar bu iddiaların soru önergesinde ve Sermaye Piyasası Kurulunca önceden yapılmış inceleme raporlarında yer aldığını ileri sürmüşlerse de, dosyada mevcut olan bu belgelerde davacı hakkında bu nitelikte suçlamalar bulunmamaktadır. Bu belgelerde her ne kadar Doğan Holding bünyesindeki bazı şirketlerin Borsa işlemlerinde dikkati çeken bazı iniş ve çıkışlardan söz edilmiş ise de, bunun davacı ile bağlantılı olduğu şeklinde bir bilgi, iddia veya suçlama yer almamaktadır. Bu durumda dava konusu haberde diğer hukuka uygun nedenlerinin bulunduğu kabul edilse bile böyle bir haberin verilmesinde özle-biçim arasındaki denge bozulmuştur. Böylece haber verme, eleştiri ve yorum yapma sınırları aşılarak doğrudan davacının kişiliğine yönelen suçlayıcı ve aşağılayıcı sözler ile onun kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilmelidir.
Açıklanan bu nedenlerle davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy