(818 S. K. m. 41, 83)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 27.3.2001 günlü ve 2000/10587-2001/2994 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılardan Ş. Yırtıcı dışındaki davalılar vekili ve davacı vekili taraflarından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uygun olmayan davacının ve davalı S. Taşkıran dışında kalan davalıların karar düzeltme istemleri reddedilmelidir.
2- Davalı S. Taşkıran'ın karar düzeltme istemine gelince; davacı banka davalıların Kıbrıs Yatırım ve Everest Bankalarında depo hesaplarıyla bankanın parasını yatırdıklarını, ancak yatırılan paranın geri dönmemesi üzerine zarar gördüğünü belirterek davalılardan zincirleme ödetme karan verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı S. Taşkıran ile M. Selçuk hakkındaki istemin reddine, diğer davalıların ise sorumluluğuna karar vermiş, karar davacı ile davalı L. Tatar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi sonunda davalılardan S. Taşkıran'ın da sorumlu olması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Adı geçen davalının karar düzeltme istemi üzerine dosya yeniden incelenmiştir. Davalı S. Taşkıran 21 Nisan 1992 tarihinde davacı bankanın genel müdürü olarak göreve başlamıştır. Davacı banka adı geçen davalının sorumluluğunun gerektiğini belirttiği depo hesabına ilişkin olan ABD Doları ilk defa Kıbrıs Yatırım Bankasına 15.1.1993 tarihinde yatırılmıştır. Bunun dışında yine aynı banka nezdinde 20.4.1993 ve 22.4.1993 tarihlerinde iki ayrı depo hesabı daha açılmıştır. Bu hesapların açılmasının amacı paranın faiz olarak getirişinden yararlanmaktır. Dosyadaki kanıtlara göre 15.1.1993 tarihinde açılan ilk hesap çeşitli tarihlerde 13 defa, 20.4.1993 tarihinde açılan hesap 9 defa, 22.4.1993 tarihindeki hesap ise 18 defa uzatılmış ve en sonunda bu üç hesaba 8.4.1994 olarak son vade günü verildiği ancak davacı banka yetkililerince hesabın bulunduğu bankaya 18.3.1994 tarihinde yazılan talimatta son vade tarihi olan 8.4.1994 tarihinde paranın tamamen ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca paranın ilk yatırıldığı günden sön vade tarihine kadar ana para bankada kalmakla beraber faizinin alındığı görülmektedir.
Açıklanan bu olgulara itibariyle 21 Nisan 1992 tarihinde davacı bankada genel müdür olarak göreve başlayan ve 23.12.1993 tarihinde görevden ayrılan davalı S. Taşkıran'ın sorumlu olup olmadığı noktası üzerinde durulmak gerekir. Yukarda da belirtildiği üzere dava konusu edilen dolar cinsindeki döviz hesabının ilk yatırıldığı tarihten son vade gününe kadar bir yılı aşkın sürenin geçtiği bu zaman dilimi içerisinde vade süresi ve faiz oranlan değiştirilerek hesabın yürütüldüğü, herhangi bir sorunun da çıkmadığı görülmüştür.
Davacı banka Bankalar Kanunu'na göre kurulmuş ve Ticaret Hukuku hükümlerine tâbi kâr amacı güden bir şirkettir. Davalı da bu bankanın genel müdürü olarak şirketin daha iyi konumda bulunmasını gerçekleştirmek amacıyla bankaya ait dövizlerin başka bir bankada değerlendirilmesi konusunda tasarrufta bulunması olağandır. Davalının tacir olan bankanın temsilcisi olarak hareket etmesi onun özenli davranmasını zorunlu kılmakta ise de, davalının görevden ayrılmasından sonraki 6 uzatımda ve en son vade 9.3.1994 tarihindeki vade gününün 8.4.1994 tarihine kadar uzatılmasında davalının özensiz davrandığı düşünülemez. Şöyle ki; gerek Türkiye'de gerekse Türkiye ile aynı ekonomik koşullar içinde bulunan Kıbrıs'ta 1994 yılının 5 Nisan tarihinde paranın değerinde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. 5 Nisan kararları olarak anılan bu kararlar ile doların değerinde önemli ölçüde artış meydana gelmek suretiyle ekonomik dengede Önemli değişiklikler olmuştur. Yukarıda da belirtildiği gibi görevden ayrılmadan önce ve bankada bulunan paranın 9/3/1994 tarihinde vadenin uzatıldığı günde 5 Nisan kararlarının çıkarılacağının davalı tarafından bilinmesi gerektiği doğru bir yaklaşım değildir. Davalı yaşamın normal kuralları gereğince böyle bir sonucu önceden öngörmesi doğru bir yaklaşım olamaz. Bu bağlamda davalıdan bankaların batacağı, ekonomik durumun o tarihte meydana geldiği ölçüde sarsılacağım bilmesinin beklenmesi objektif davranış kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki dava konusu paranın son vade tarihi 8/4/1994 olması itibariyle davalılarca bu vade gelmeden ve hiç de alışılmış bir davranış biçimi değilken paranın yatırıldığı bankaya 18.3.1994 tarihinde yazılan yazıyla 8.4.1994 tarihinden sonra vadenin uzatılmayacağı, ana para ve faizinin ödenmesinin istendiği anlaşıldığından adı geçen davalı yönünden onanması gerekirken, karar bozulmuş bulunduğundan, dairenin 23.7.2001 gün ve esas 2000/10587, karar 2001/2994 sayılı kararının davalıya yönelik bulunan bozma bölümünün kaldırılmasına ve adı geçen yönünden karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bu bölümünün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Davalı S. Taşkıran'ın karar düzeltme isteminin (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle kabulüne, ona ilişkin bozma ilamının bu bölümünün kaldırılmasına ve hükmün bu bölümünün ONANMASINA, diğer davalılar ile davacının karar düzeltme
isteklerinin (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve HUMK'nun 442/3 ve TCK'nun 24. maddesi gereğince 35.591.400'er TL. para cezasının karar düzeltme isteyenler davacı ile davalı L. Tatar ve Z. M. Selçuk'tan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının 6.610.000 lirasının davacı bankaya. 6.610.000 lirasının da davalı L. Tatar'a, 6.610.000 lirasının da davalı R. M. Selçuk'a yükletilmesine ve peşin alınan harçların bundan mahsubuna ve davalı S. Taşkıran' dan peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde geri verilmesine 7.12.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
27.3.2001 tarihli bozma kararında açıklanan nedenlerle davalı S. Taşkıran'ın da sorumlu tutulması yerinde olduğundan adı geçen davalının karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşü ile çoğunluğun kararına katılamıyorum. (7.12.2001)
KARŞI OY YAZISI
1- Temyiz aşamasında yazdığım karşı oy yazısındaki gerekçe ile tazminatın belirlenmesinde Borçlar Kanunu'nun 83. maddesinin nazara alınması gerektiğini düşündüğümden karar düzeltme isteklerinin reddi ile ilgili kararın bu bölümüne katılamıyorum.
2- Temyiz aşamasındaki bozma kararımızda yazılan nedenlerle davalıların sorumluluğunun bulunduğunu düşündüğümden karar düzeltme isteğinin kabulü yolundaki karar bölümüne de katılamıyorum. (7.12.2001)
Full & Egal Universal Law Academy