(818 S. K. m. 44, 50, 51) (2709 S. K. m. 72)
Davacı Maliye Hazinesi vekili Avukat H. Pehlivanlı tarafından, davalı H. Gülçimen aleyhine 23/6/1999 gününde verilen dilekçe ile davacının ödediği tazminatın rücuan davalıya ödettirilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 7/5/2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili Avukat F. Piyade ve Avukat C. Ö. tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19/2/2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat C. Ö. ile, karşı taraftan davacı vekili Avukat A. Örücü geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalının askerlik görevini yaparken kusurlu hareketi nedeniyle verdiği ve davacı Hazine tarafından karşılanan zararın rücuan ödettirilmesine ilişkindir. Yerel mahkemece dava aynen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu Devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir.
Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK'nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki (birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da) belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa'nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
3- Somut olayın özelliği dikkate alındığında davalının yaptığı işi, sosyo-ekonomik durumu bu bağlamda hüküm altına alınan tazminatı ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ve bu ödeme nedeniyle müzayakaya düşüp düşmeyeceği dolayısıyla BK.'nun 44. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun da tartışılmaması uygun görülmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı vekili için takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy