(743 S. K. m. 643)
Davacı Ö. Özer vekili Avukat R. Adıgüzel tarafından, davalı S. Çakıcı aleyhine 08/04/1997 gününde verilen dilekçe ile sahte senedin kullanılması sonucu devredilen daire nedeniyle uğranılan zararın gideriminin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Davacının temyizine gelince; Dava, sahte senedin kullanılması sonucu devredilen daire nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, oğlunun borçlu olarak göründüğü senedin davalı tarafından kendisine gösterilerek borcun ödenmemesi halinde oğlunu öldüreceğini beyan etmesi üzerine dairesini davalıya temlik etmek zorunda kaldığını, daha sonra görüştüğü oğlunun böyle bir senede imza koymadığını belirtmesi üzerine şikayetçi olduğunu ve davalının ceza mahkemesinde dolandırıcılık suçundan mahkum olduğunu ileri sürerek davalı tarafından da üçüncü kişilere satılmış dairenin dava tarihindeki değerini ve kira gelir kaybını istemiştir.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda dairenin davalı tarafından üçüncü kişiye satışına dair tapuda gösterilen bedelin tahsiline karar verilmiş, kira gelir kaybı konusunda hüküm kurulmamıştır.
Davacı kendi adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını iradesi dışında kaybettiğini, mülkiyetin kaybına ilişkin nedenin yasaya uygun olmadığını, ceza mahkemesi kararıyla da kanıtlandığını belirterek tapunun iptali yerine, taşınmazın bedelini istemiştir. Davacının bu şekilde seçimlik hakkını kullanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sorun taşınmaz değerinin, bu bağlamda tazminat miktarının belirlenmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacının dava açtığı tarihte taşınmaz mülkiyetini isteyebilme olanağı bulunduğuna göre taşınmaz değerinin dava tarihine göre belirlenmesi gerekir. Bunun için taşınmazın tapuda gösterilen devir değeri değil, dava tarihindeki rayiç değerinin belirlenip tazminat olarak davacı yararına ödetme kararı verilmesi gerektiği gibi taşınmaz davalıya geçersiz bir hukuki sebeple devredildiği için taşınmaz için kira bedeli içinde hüküm kurulmalıdır. Şu durumda, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinden tapudaki devir bedeli düşülerek belirlenecek tazminat ile kira gelir kaybı içinde hüküm kurulmak üzere karar bozulmalıdır.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy