(2709 S. K. m. 28) (5680 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 24, 25) (743 S. K. m. 24, 24a)
Davacı Fetullah G. vekili Avukat Orhan Erdemli tarafından, davalılar İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve diğerleri aleyhine 30.6.1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 5 milyar lira manevi tazminat ve yayın istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece 1.5 milyar lira manevi tazminatın İsmail Ö., Serhat Ö. ve Gülsever Y.'dan tahsiline karar özetinin yayınlanmasına dair verilen 23.3.2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Gülsever G. Y. ve Serhat Ö. vekili Avukat M. Hüseyin Buzoğlu ile davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5.3.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat H. Avni Altay ile karşı taraf davalılardan İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü vekili Avukat Fedli Koç ve temyiz eden davalı Gülseren G. Y. ve vekili Serhat Ö. vekili Avukat M. Hüseyin Buzoğlu geldiler, diğer davalılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, "Hocanın okulları" adıyla yayınlanan kitapta "davacı ve arkadaşlarının din adına korkunç bir sömürü düzeni kurdukları, ılımlı ve yumuşak bir görüntü çizerek hedefe varmak için her yolu mübah gördükleri, ancak bu ılımlı görüntülerinin sadece takiyye olduğu, gerçek niyetlerinin Atatürk ve İnkılapları ile Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve yerine şeriat düzeni kurmak olduğu, şeriatı ihdas etmek için ciddi şekilde hiyerarşik bir özellik gösteren örgütlenmeye gittikleri, bu amaçlarını gerçekleştirmek için zeki ve çalışkan öğrencelere el attıkları, bu öğrencilere ilk başta iyi davrandıkları, ancak daha sonra diledikleri gibi kullandıkları bu gençleri Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı olarak yetiştirdikleri, gençleri polis kolejine sokarak Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bir güç yetiştirdikleri, orduya sızma çalışmaları yaptıkları, düzenlerini kurabilmek için okullar gibi bir takım kurumları oluşturdukları, bu kurumların insanların posasını çıkarıncaya kadar sömüren maddi ve manevi sömürü düzeni olduğu, bu kişilerin örgütlemesinde Fetullah Gülen'in şemanın başında olduğu, bu örgütlenmede A takımı, bunun içinde bölge imamları, il imamları, ayrıca cemaat'in yeraldığı" iddialarının ortaya atılarak kişilik haklarına saldırıldığı iddiası ile bundan dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise kitabın İsmail Ö. ve Serhat Ö. isimli öğrencilerin başından geçenlerin kamuoyuna duyurulmasından ibaret olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Dosyada bulunan "Hocanın okulları" isimli kitapta "Fetullah G.'in okullarında eğitim gören iki öğrencinin anılarının yer aldığı tarikat ve cemaatlerin, topluma kendini hoşgörü ve ılımlı İslamın temsilcisi olarak tanıtan Fetullah G.'in faaliyetleri ve okulları hakkında bilgiler verildiği, okullarda verilen eğitimin temel felsefesinin TC'ni yeniden Osmanlı dönemindeki hüviyetine döndürebilmek ve şer'i hükümlerin geçerli olduğu, İslami devlet düzenini kurmak olarak özetlenebileceği" biçiminde yayın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davalıların yargılama sırasında mahkemeye sundukları Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1999/420 hazırlık sayılı iddianamesinde "Fetullah G. grubunun amacı; devletin tüm sistemlerinde İslami hükümleri egemen kılarak teokratik bir islam diktatörlüğünü kurmaktır. Stratejisi, İslamcı ideolojik bir yaklaşımla, bulunduğu legal yolu muhafaza ederek sahibi olduğu etkin mali gücü ile bünyesinde bulunan vakıf, okul ve dersaneleri kullanarak eğitilmiş gönüllülerden oluşan bir taban oluşturmak, devletin bütün kadrolarında, bütün bürokraside, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet teşkilatında kadrolaşmak, yurtdışında, Türkiye'de kurulacak Siyasal İslama sempati ile bakacak bir gençlik yetiştirmek istemektedir. Çizilen hoşgörü ve barış tabloları ile bazı devlet çevrelerini etkileyen Fetullah G., hedefine ulaşıncaya kadar kamuoyu faaliyetlerine destek verdiği imajını yaratarak, toplumun gerçeği görmesinin önünü, ılımlı görünüşü ve demokrasi şemsiyesine sığınarak kesmektedir. Cumhuriyet düzenine kefere düzeni diyen bu şahıs bugün bu düzeni ister görünerek, bazı kesimleri bu davranışa inandırabilmektedir. Fetullah G. oluşturduğu öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtleri dolaşarak zeki ve becerikli öğrencileri seçmekte, sağladığı imkanlar ile kendisine bağlamaktadır. Fetullah G.'in düşünceleri öğrencilere evlerde, okullarda, kamplarda beyin yıkama metodları ile öğretilmektedir. Bu toplantılarda Atatürk devrimleri ile toplumun İslamdan ve inançtan uzaklaştırıldığı için "Deccal" (ahir zamanda ortaya çıkacak fitne başı) olarak tanıtılmaktadır. Fetullah G. faaliyetlerinde gösterdiği gizlilik, taraftarların kendisine bağlılığı, etkili, kararlı ve merkeziyetçi yönetimi ile ülkemizin en güçlü irticai yapılanmasıdır. Fetullah G. öğrencilerin örgütlenmesine özel bir önem vermektedir. Fetullah G. yapılanmasının özünü oluşturan ışık evlerinde tecrübesiz öğrenciler, kendilerini Fetullah G.'e tam bir teslimiyete götürecek özellikte bir eğitimden geçmektedirler. Fetullah G. grubu planlı, programlı sinsi çalışmalarının önünde tek engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini görmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı uyguladığı politika, hoş görünme, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bazı politikacılardan alınmış tavizlerle, polisi güçlendirme, böylece denge sağlama, etkinleştiği polis camiasını gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı kullanma şeklindedir. Fetullah G. ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkma yerine, devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete alternatif bir sistem kurmayı hedeflemiştir. Fetullah G. hiçbir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında Atatürk İlke ve İnkılaplarını ortadan kaldırmayı laik demokratik, sosyal hukuk devletini ortadan kaldırarak şeriat devleti kurmayı hedeflemektedir. G.'in oluşturduğu örgüt devletin laik yapısını yıkmak amacıyla kurulmuş olup istişare kurulu, bölge imamları, şehir imamları, semt imamları, ev imamları gibi illegal yapılanmayla bütün bir ülkeyi ağ gibi sarmıştır. Yine bu illegal yapılanmaya bağlı olarak yurt içinde ve yurt dışında legal görünüşlü şirket, okul ve vakıflara sahip bulunmaktadır. Bu legal ve illegal yapılanması ile büyük ve güçlü görünüm arzeden örgüt halk üzerinde bir manevi cebir ve baskı yaratmaktadır." Biçimindeki belirlemeler nedeniyle davacının 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 7/1 maddesinde de düzenlenen "Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunmak" suçundan yargılanması istemiyle Ankara 2 nolu DGM Başkanlığına 2000/124 Esas sayılı dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan davacının konuşmalarına dair DGM Başsavcılığı iddianamesinde de geçen kaset çözümlerinden davacının "yanlış bir şey yapar, kıvama ulaşılmadan, özleriyle tam bütünleşmeden, gereken mesafe alınmadan, bir kısım erken huruç diyebileceğimiz çıkışlar yapılırsa, dünya başlarını ezer ve müslümanlara Cezayir'deki hadise gibi yeni bir hadise yaşatırlar... Dünya İslami gelişmeden, islami tekevvünden çok korkuyor, bir yanlışlık bize falso yaşatır ve bu falso ile yediğimiz mağlubiyeti telafi edemeyiz. Bu seferonlar bizi kıskıvrak derdest eder, bir daha da belinizi doğrultmanıza fırsat vermezler... Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır... Biz buyuz sesimiz soluğumuz bu, bunca kalabalık içerisinde duygu ve düşüncelerimi sözde mahkemede anlattım. Ama size mahremiyete sadık, mahremiyet mevzuunda hassas duygularınıza sığınarak anlattım... sancıyla dolaşıp duracağız, bu okullar, okullar adına çekilen ısdıraplar, bu üniversiteye hazırlık kursları o istikamette çekilen ıstıraplar, yokluklar içinde çekilen ısdıraplar, umduğunu bulamamaklar içerisinde çekilen ıstıraplar anlattığınız şeylere karşı koymalar karşısında çekilen ısdıraplar, dünya kadar ısdıraplar büyük bir doğumu gerçekleştirmeye matuf bir şeydir...ve bunun için ne çekilse, neye katlanılsa değer..." biçiminde beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan diğer belgeler ve davacı ile ilgili olarak yapılan soruşturmalar sonunda iddianamede açıklanan olgular davacının yaptığı konuşmalar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu kitapta yer alan sözlerin savların ve değerlendirmelerin davaya konu edilen kitapta davacı hakkındaki açıklamaların, resmi belgeler karşısında görünürdeki gerçeğe uygun bulunduğu, bundan dolayı da, hukuka ayrılık unsurunun gerçekleşmediği, böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna varılmak gerekir. Bu durumda yerel mahkemece istemin tümden reddedilmesi gerekirken, dosyadaki maddi olgulara uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik yer olmadığına ve davalı İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ile temyiz eden davalılar Gülseven G. Y. ve Serhat Ö. vekilleri için takdir olunan 250.000.000'ar lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 5/3/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy