(818 S. K. m. 47, 49)
Davacılar A. Ulka (asaleten, H. Ulka'ya velayeten) ve N. Ulka vekili Avukat Ş. Dursun tarafından, davalı Aktaş Elektrik A.Ş. aleyhine 19.1.2001 gününde verilen dilekçe ile elektrik çarpması sonucu yaralanmadan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.7.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5.3.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı adına Avukat Z. Başboğa ile karşı taraftan davacılar adına Avukat Ş. Dursun geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve davacılar vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin duruşma isteyen davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı onama harcının 4.960.000 lirasının temyiz eden davacılardan 148.500.000 lirasının da temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harçların bunlardan mahsubuna 5.3.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Tazminat hukukundaki önceki uygulamada, yakınların zarar görmesi nedenine dayanan tazminat isteklerinde, ölüm olmuşsa tazminata karar verilmekte, yaralanma halinde ise tazminat verilmesine Borçlar Kanunu'nun 47. maddesinin engel olduğu kabul edilmekte idi.
Bir süreden beri gelişen yeni düşünceye göre yakınların zarar görmesinde, ölüm olmasa bile, şartları varsa tazminata karar verilebileceği kabul edilmekte, hukuki dayanak olarak ta Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinden yararlanılmaktadır.
Gerçekten, bir olayda kişinin ölmemiş ancak; olayın oluş biçimi, tedavi şekil ve süresi, özellikle sonuçlan bakımından yakınların fiziksel ve ruhsal sağlıklarında yani kişiliklerinde eksilmeye sebep olması durumunda yakınlara da manevi tazminat verilmesi kabul edilmektedir. Çoğu kez bu tazminat isteklerinin kabulünde yukarıdaki şekilde zarar gören kişinin yakınlarının zarar gördüğü herhangi bir tıp raporuna gerek kalmaksızın kabul edilmektedir. Bu zararın tek başına üzüntü zararı olmadığına, özellikle olayın yakında ruhsal ve bedensel zararlara sebep olduğu kabul edilmekte olduğuna dikkat edilmelidir. Bu ölçüler içinde baba, anne, eş ve çocukların olaydan etkileneceği tartışmasız kabul edilmekte ise de daha uzak akrabaların bedensel ve ruhsal sağlıkları ve dolayısıyla kişiliklerinin zarar gördüğünün kanıtlanması için rapor ve sair delillerin varlığı gerekmektedir. Eğer zarar görene çok yakın olmayan bir kişinin yukarda belirtilen ölçüde zarar gördüğü iddia edilmekte ise bunun kanıtlanması gerekir.
Somut olayda, kardeşin kişilik haklarının zarar gördüğü kanıtlanamadığına göre, manevi tazminata karar verilmesi uygun bulmadığımdan, onama kararının bu bölümüne katılamıyorum. 5.3.2002
Full & Egal Universal Law Academy