(2004 S. K. m. 257)
Dava: Davacı Salih Ç. vekili Avukat A. Karabağ tarafından, davalı Asım Ç. aleyhine 31.3.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.6.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat V. Ü. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan; davalının davacıya karşı menfi tespit davası açarak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediği, bilahare davasını istirdat davasına dönüştürdüğü, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve 24.806.984.374 liranın istirdadına 28.12.1999 tarihinde karar verildiği, davalının 7.2.2000 tarihinde bu kararı sunarak ihtiyati haciz istediği, mahkemece 28.12.1999 tarihli karardaki alacaktan bahisle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verildiği davacının itirazı üzerine 9.3.2000 tarihinde ihtiyati haczin kaldırıldığı bu süre içinde hacizler yapıldığı, istirdada ilişkin mahkeme kararının 6.11.2000 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İtirazın kabulüne ve ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin 9.3.2000 tarihli karar, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülmesi suretiyle verilen ve ihtiyati haciz istemine dayanak yapılan (28.12.1999) tarihli ilamın ayrı bir takibe konu edilemeyeceği gerekçesini taşımaktadır olup, olayımızda da mahkemece itiraz yerinde bulunarak ihtiyati haciz kararı kaldırmıştır. Ayrıca ihtiyati haciz istemine konu alacak hakkındaki 28.12.1999 tarihli kararın sonradan kesinleşmesi de, davalının haklı olduğu bir alacak için ihtiyati haciz istediğini göstermektedir. Şu durum karşısında davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece davalının sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabul şekli yönünden ise, davalı tacir olmadığı halde yerel mahkemece yasal faiz yerine ticari faize hükmolunması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy