(818 S. K. m. 83)
Dava: Davacı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili Avukat S. Sümer tarafından, davalılar S. Özel ve arkadaşları aleyhine 27.3.1997 gününde verilen dilekçe ile kaybolan rulo reklektif malzeme bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.3.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan G. Ünal, S. Özel vekili, H. Akkaya ve duruşmasız olarak davacı vekili ile davalı N. Tezel tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12.3.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asiller G. Ünal, S. Özel ve H. Akkaya geldiler, karşı taraftan davacı vekili gelmedi, duruşmasız temyiz eden davalı N. Tezel geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince: dava, kaybolan rulo reklektif malzeme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilerek "30.124 Amerikan dolarının dava tarihinden devlet bankalarının Amerikan doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte müştereken-müteselsilen tahsiline" karar verilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 83. maddesinde konusu para olan borçların memleket parasıyla ödeneceği hükme bağlanmıştır. Davacı, dava konusu malzemenin dolarla satın alındığını belirterek dolar üzerinden hüküm kurulmasını istemiş, mahkemece de bu şekilde hüküm kurulmuştur. Bu sonuç yukarıdaki madde hükmüne aykırıdır. Bu bakımdan davacının isteminin talep konusu olan yabancı paranın fiili ödeme günündeki Türk lirası karşılığı olarak kabul etmek gerekir. Mahkemenin bu biçimde hüküm kurmaması doğru değilse de bu yön yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki "faiz oranı ile birlikte" deyiminden sonra "fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığı" sözcük dizisinin eklenmesine, tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA; 12.3.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
DEĞİŞİK GEREKÇE YAZISI
Borçlar Kanunu'nun 83. maddesinin 1. fıkrasına göre "mevzuu para olan borç memleket parası ile ödenir". Taraflar arasında sözleşme varsa bu kuralın dışına çıkılabilir. Maddede ki kural kamu düzeni ile ilgili olduğu için her aşamada ve talep olmasa bile gözönünde bulunacak hususlardandır.
Davaya konu uyuşmazlığın hukuki dayanağı sözleşme değil haksız fiildir. Zarara sebep olan olayda kaybedilen malın olay tarihindeki değeri zararın tazmininde esas alınmalıdır. Dava konusu edilen malın yabancı para ile alınmış olması veya yurt içinde imal edilmiş bulunması etkili değildir. Aslolan olay tarihindeki değeridir. Kaideten istek Türk parası esas alınarak yapılmalıdır. Eğer davacı Türk parası dışında bir para üzerinden istekte bulunmuşsa, bu paranın istek tarihindeki kur üzerinden karşılığı tespit edilerek, HUMK.nun 74. maddesine uygun talep miktarı belirlendikten sonra yargılama yapılarak, sonuçta, gene Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekir. Uygulama yeri bulunmayan tahsil tarihindeki yabancı paranın karşılığının tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle bozma kararının gerekçesine katılamıyorum. 12.3.2002
Full & Egal Universal Law Academy