(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Abdurrahman Faruk Kartın vekili Avukat Cemil Doğru tarafından, davalı Buca Belediye Başkanlığı aleyhine 16/12/1999 gününde verilen dilekçe ile davacıya ait bina ve eklerinin haklı bir neden olmadan yıkılması nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 7/5/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR VE Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı belediyeye yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 18.2.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacının davasına konu ettiği yapıların hisseli taşınmazın üzerinde kendisine ait yapılar olduğu, taşınmazın imar uygulaması nedeniyle değişik parsellere ayrıldığı, davacının hissesine karşılık başka parseller üzerinde ipotek tesis edildiği, yapıların da yeşil alan olan yerde kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı yeşil alanda kalan yapılarının bedeli ödenmeksizin yıkılmış olmasından doğan zararını davalıdan istemektedir.
Davalı belediyenin imar uygulaması konusundaki faaliyetleri ile yeşil alan konusundaki uygulamaları idari görevlerinden olduğundan açılan bu davanın idari yargı yerinde açılması gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması doğru olmamıştır.
Kabul şekli bakımından ise: İmar uygulamasının yapılması sırasında muhafaza edilecek yapıların üzerinde bulunduğu parselden başka kişiye ait olması durumunda tapunun beyanlar hanesine yapının kime ait olduğu yazılmak suretiyle işlem yapılmaktadır. Muhafazası gereksiz olan yapılarda böyle bir uygulama yapılmamakta yapı ve hisse sahibine gereğine göre; müstakil parsel, bir parselde hisse verilmesi veya hisseye karşılık bir veya birden çok parselde ipotek tesis etmek suretiyle uygulama tamamlanmaktadır. İmar uygulaması sırasında bu yapılar ile ilgili kayıtlara geçen bir işlem yapılmadığına göre yapıların bedeli dahil davacının hissesinin tesis edilen ipotekler ile karşılandığını kabul etmek gerekmektedir. İmar uygulamasına 1 aylık süre içinde itiraz edilmediğine ve yapıların davacıya ait olduğuna dair de bir kayıt bulunmadığına göre davacının bu yapılar için bir istekte bulunması mümkün değildir.
Sonuç: Yukarıda yazılan gerekçe ile idari yargının görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi, bu kabul edilmediği takdirde de davanın reddedilmesi gerekirken kabul edilmiş olmasını uygun bulmadığımdan, onama kararına katılamıyorum. 18.2.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy