(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 24)
Dava: Davacılar M. ve diğerleri vekili Avukat Ö. G. tarafından, davalılar TEDAŞ Genel Müdürlüğü ve TEDAŞ Ağrı Müessese Müdürlüğü aleyhine 28.7.1999 gününde verilen dilekçe ile elektrik diğerindeki akıma kapılarak yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda, mahkemece davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.5.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve duruşmasız olarak incelenmesi davalı TEDAŞ Ağrı Müessese Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15.1.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılardan asiller kayyum E. K. ile M. ve karşı taraftan davalılar vekili P. K. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. süresinde olduğu açıklamaları dinledikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacıların aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, elektrik direğindeki akıma kapılarak yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece anne ve babanın manevi tazminat istemleri reddedilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre, davacı çocuğun elektrik akımına çarpılma sonucu vücudunda toplam % 47 oranında yanık meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Kişilik hakları, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruşan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdiği gözetildiğinde, somut olaydaki duruma göre, davacıların çocuğunun yaralanmasının, sosyal ve duygusal kişilik değerler kapsamında olup-olmadığı konusu üzerinde durulmak gerekir. Sosyal ve duygusal kişilik değerleri, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınların değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar kişinin bizzat kişiliğine bağlı olmayıp özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki düzenleme itibariyle kişinin bizzat değil de yakınlarının (karı-koca, ana-baba ve çocukları) ağır yaralanması gibi somut olayın kendine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların kanıtlanması halinde sosyal ve duygusal değerlerin ihlal edildiği ve bozulduğu, böylece aile birliği içinde korunması gereken bağlılığın zarar gördüğünün kabulü gerekir.
Somut olayda verilen raporlara göre, çocuğun yaşamsal tehlike geçirdiği ve % 70 meslekte kazanma gücü olduğu belirtilmiştir.
Şu durumda anne ve babanın da kişilik diğerlerinin zarar gördüğü kabul edilmelidir. Mahkemece açıklanan bu yönler gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile anne ve babanın manevi tazminat isteklerinin red edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davacıların öteki, davalının tüm temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy