(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Germencik Belediye Başkanlığı vekili Avukat S. Üsküp tarafından, davalılar H. Uysal ve diğerleri aleyhine 28.6.1996, 5.2.1997, 30.4.1997 ve 15.1.1998 gününde verilen dilekçeler ile haksız eylem sonucu zarara uğramayan belediye personeline ödenen maaş ve tedavi giderlerinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulü ile davalılardan Halil Uysal'dan alınmasına diğer davalı M. Memiş mirasçıları hakkındaki istemin reddine dair verilen 23.2.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan H. Uysal vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraflarından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince; davalılardan H. Uysal'a ait aracın karıştığı trafik kazasında davacı idare çalışanı S. Özege yaralanmıştır. Davacı idare, tedavi süreci devam eden adı geçene ödediği aylıklar ile yapılan tedavi giderlerinin kazaya yol açanlardan alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece istem davalılardan H. Uysal yönünden kabul edilmiştir. Karar davacı ile davalı H. Uysal tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı idarede emlak memuru olarak çalışan S. Özege'nin, yargılama sırasında ölen davalı M. Memiş "aracındayken, o araç ile diğer davalı H. Uysal'a ait aracın çarpışması sonucu yaralandığı, tedavisinin devam etmesi nedeniyle işine devam edemediği, tedavi giderlerinin davacı tarafından karşılandığı ve raporlu bulunduğu döneme ilişkin aylıklarının davacı idare tarafından ödendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak, davacı idare, yaralanan memur yerine başka birisini işe alarak onun işlerini yaptırmak zorunda kaldığını iddia edip kanıtlamamıştır. Durum böyle olunca, raporlu olan memuruna maaş ödemekten dolayı davacının uğradığı bir zarar bulunmamaktadır. Mahkemece, açıklanan yön gözetilmeden yazılı biçimde, yaralanan memura ödenen aylıklarında davalıdan alınmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle REDDİNE ve temyiz eden davalı H. Uysal'dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.2.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı idare, memur sıfatıyla çalışanları olan S. Özege'nin davalıların hukuka aykırı eylemleri sonucu yaralandığını, bunun için giderlerde bulunduğunu ve ayrıca çalışamadığı günler içinde maaş ödediğini belirterek ödetme kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir. Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine dairece memurun çalışamadığı günler için yerine başkasının çalıştırıldığı iddia ve kanıtlanamadığına göre, zararın varlığından söz edilemez gerekçesi ile kararı bozmuştur. Bozma nedenine katılamıyoruz. Şöyle ki;
Yaralananın davacı idarede kamu görevlisi, diğer ifade ile memur olarak çalıştığı tartışmasızdır. Anayasanın 128. maddesinde Devletin Kamu hizmetini, memur ve diğer kamu görevlileri eliyle yürüteceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümden hareketle çıkarılan memur kadro sayısını belirleyen düzenlemelerle memurların sayı unvan ve nitelikleri belirtilmiştir. Böylece, hangi kurumda, hangi görevlerde ve unvan ile kimlerin ne sayıda çalıştırılacağı düzenleme altına alınmıştır. Bu unvan ile görevlendirilen memurun o görevi kurum adına yürüttüğü tartışmasızdır. O memurun görevi, verilen işi amacına uygun ve verilen süre içinde yapmaktır. Somut olaydaki gibi, memurun görevini sürdürmemesi durumunda, o hizmetin ve işin memur varmış gibi aynı kalite ve süre içinde yerine getirildiği varsayım olarak kabul edilemez.
Aksi halde, Devletin fazla, gerekli sayı ve nitelikte olmayan kimseleri işe aldığı ileri sürülebilir ki, bu sav, Hukuk Devleti ve harcamaların kurallara uygun yapıldığı ilkeleri ile bağdaşamaz. Eylemli durumdaki olguyu, yasal düzenlemenin önüne çıkarmak kuralsızlık ve hukuka bağlılığı önlemiş olur. Başka bir anlatımla eylemli durum hukukun üstünde yer almış olur ki, böyle bir sonuç Hukuk Devleti için savunulamaz.
Devletin görevlendirdiği bir memurun işe gelememesi durumunda, o işi bir başka memurda yürütse, (ki kendi asli işi yanında yürüteceği için) gerekli olan kalite ve sürede o iş yapılmış olmayacağından, bundan dolayı devletin bir zararının varlığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, sorumluluk Hukuku İlkelerine göre, zarar veren bunu ödemekle yükümlüdür. Zarar verenin zarar verdiği kişinin bir memur olması durumunda verdiği zararla sorumlu tutulmaması, hukuk sisteminin eşitlik ve denklik ilkesi ile de bağdaşmaz.
Tüm bu nedenlerle, bozma ilamındaki gerekçelere ve yazılan sonuca katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy