(818 S. K. m. 60) (2918 S. K. m. 109) (765 S. K. m. 102)
Davacı H. Gök ve H. Gök vekili Avukat M. Dilmen tarafından, davalı M. Ölmez aleyhine 18/1/1998 ve 9/2/2001 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/3 2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. Ölmez vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı H. Gök tarafından daimi beden gücü kaybı nedeniyle ilk davada saklı tutulan ve geriye kalan zararı için eldeki işbu dava açılmıştır. Her iki davanın birleştirilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda istem kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu edilen trafik kazası, 17/11/1995 günü meydana gelmiştir. Birleşen ikinci dava ise 19/2/2001 günü açılmıştır. Dava konusu olay aynı zamanda suç teşkil ettiğinden BK.'nun 60 ve KTK.'nun 109. maddeleri uyarınca ceza zamanaşımına tabidir. Ne var ki, somut olayın özelliğine ve suçun durumuna göre uygulanacak zamanaşımı süresi TCK. 102 maddesi de gözetildiğinde (5) yıldır.Bu durumda zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu kabul edilmek gerekir. Davalı usulüne uygun olarak zamanaşımı definde bulunmuştur.
Bu nedenlerle birleşen Burdur Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2001/59 Esas ve 2001/95 Karar sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı, 17/11/1995 günü, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmıştır. Bu yaralanma nedeniyle % 18 oranında daimi işgücü kaybına uğramıştır.
Davacı, bu yaralanma nedeniyle 8/1/1998 tarihinde açtığı ilk davada maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. O davanın devamı aşamasında davacı H. Gök'ün daimi işgücü kaybının belirlenmesi ve yapılan hesaplama sonucu, zararının fazla olduğunun anlaşılması üzerine 7/2/2001 tarihinde ikinci bir dava açmıştır. Dava dilekçesi davalıya 22/2/2001 günü tebliğ edilmiş, davacı tarafından verilen 12/3/2001 tarihli dilekçe ile zamanaşımı savunması ileri sürülmüştür. Görüldüğü üzere, zamanaşımı savunması, yasal süre içinde ileri sürülmemiş ise de, davacının buna yönelik bir itirazı bulunmamaktadır. Aslında bu dilekçe davacıya tebliğ edilmemiştir. Elden verildiği de anlaşılamamaktadır. Ancak davalı 14/3/2001 günü yapılan ilk oturumda, dilekçesini tekrar ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, tutanaktaki açıklaması ile tekrarlamıştır. Ne var ki, davacı vekili, buna yine karşı koymamıştır.
Mahkeme ise, davalının bu savunmasına karşı, olumlu-olumsuz bir karar vermeden işin esası hakkında hüküm kurmuştur. Mahkemenin ara karan ile reddettiği zamanaşımı, açılan ilk dava ile ilgilidir.
Dairece yapılan inceleme sonucu 7/2/2001 günü açılan ve 2001/59 esası verilen davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma nedenine katılamıyorum.
Şöyle ki; meydana gelen zararlandırıcı eylem nedeniyle davacının ayağının kesildiği anlaşılmaktadır. Bu konuda 15/1/1996 tarihinde alınan raporda bu konular belirtilmiş ve ayrıca uzuv kaybının Antalya Adli Tıp Kurumunca belirlenmesine işaret edilmiştir. Antalya Adli Tıp Kurumunun 5/2/1996 günlü raporunda ise, davacının SSK Hastanesinde tedavi gördüğü, halen ayağının sargıda olduğu ve bu yaralanmanın uzuv zaafı niteliğinde bulunduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere raporlarda, uzuv kaybından dolayı daimi işgücü kaybının oranı belirtilmiştir. İşte bundan sonra mahkemece, zarar miktarının tespiti için davacının durumunu İstanbul Adli Tıp Kurumundan sormuştur. Davacının, bundan sonra ve Adli Tıp Kurumunun istemi üzerine 10/11/1999 tarihinde bizzat kurumda muayenesi yapılmıştır. Kuruma bu muayenede yeterli bilgiyi vermemiş olacak ki, 8/3/2000 tarihli yazı ile davacının ayak grafilerinin çekimi istenmiştir. Bu grafinin 20/4/2000 tarihinde çekildiği anlaşılmaktadır. İşte Adli Tıp Kurumu, tüm bu bilgi ve belgeleri topladıktan sonra verdiği 26/6/2000 günlü raporla davacının daimi işgücü kaybını belirlemiştir. Davacı ile ilgili zararlandırıcı eylem daha önce meydana gelmiş ise de, davacının zararını tam olarak öğrenmesi Adli Tıp Kurumunun raporu ile belirli bir hale gelmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere. Adli Tıp Kurumu dahi, davacıyı görmüş, ancak yine belirleyememiş olacak ki bir grafi daha isteme gereğini duymuştur. Tüm bu olgular zarar miktarının davacı tarafından bilindiği söylenemez. Olayda gelişen olguların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, mahkemece öncelikle açılan ikinci dava için zamanaşımı savunmasından dolayı olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu konuda karar verilmesi ve bozmanın öncelikle bu yönde olması gerekir. Bu kabul edilmiyorsa rapor tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde dava açıldığından, 2001/59 sayılı dosya içinde bulunan ve kapsama ilişkin olan raporun incelenerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle bozma gerekçesine katılamıyorum. 22/11/2001
Full & Egal Universal Law Academy