(818 S. K. m. 47, 49) (743 S. K. m. 4)
Davacı M. Avder ve diğerleri vekili ... tarafından, davalı K. Sakız ve N. Bektaş aleyhine 17.12.1998 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı H. Avder açısından davanın reddine, diğer davacılar açısından kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu trafik kazası, düğün konvoyunun en arkasında bulunan davalı N. Bektaş'ın kullandığı, diğer davalı Kadir Sakız'a ait araç ile konvoyun önünü kesmek amacıyla bölünmüş yolun ters istikametine süratle girdiği sırada, konvoydan atılan şekerleri toplamakta olan küçük O. Avder' e çarpması sonucu meydana gelmiştir. Bu olay nedeniyle yaralanan davacı O. Avder ve davacılar baba M. Avder ile anne H. Avder'in ağır bunalıma girmeleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulmuş; mahkemece davacı anne H.Avder'in manevi tazminat istemi reddedilmiş, diğer davacıların istemleri kısmen hüküm altına alınmış, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı O.Avder'in temyiz isteğine gelince:
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak. için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda davacı O. Avder'in yaralanma derecesi, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önünde tutulduğunda davacı O. Avder için hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Adı geçen yönünden daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacı baba M. Avder'in temyiz isteğine gelince:
Dosyadaki kanıtlara ve doktor raporlarına göre 1983 doğumlu olan davacı O. Avder sağ coller femur kırığı nedeniyle 90 gün iş ve gücünden kalacak, fonksiyonel araz bırakmayacak ve 6 ayda iyileşecek şekilde yaralanmıştır. Olayda çocuğunun yaralanması davacı babayı psikolojik olarak etkilemiş, bu olayın yarattığı üzüntü, elem ve acı nedeniyle yüz felci geçirmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri mevkiini ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkını verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda davacı M. Avder'in etkilenme derecesi, yaralanana yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler göz önünde tutulduğunda davacı M. Avder için hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır.Adı geçen yönünden daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacı anne H. Avder'in temyiz isteğine gelince:
Davacı H. Avder, yaralanan Oğuzhan'ın annesidir. O. Avder davalıların zararlandırıcı eylemleri sonucu 90 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmıştır,
Kişilik haklarının, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdiği gözetildiğinde somut olaydaki duruma göre davacı H. Avder'in çocuğu O.Avder'in yaralanmasının sozya kişilik değerlerine saldırı kapsamına girip girmediği konusu üzerinde durulmak gerekir. Sosyal kişilik değerleri kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar kişinin bizzat kişiliğine bağlı olmayıp özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda B.K.nun 49. maddesindeki düzenleme itibariyle, kişinin bizzat değil de yakınlarının (karı-koca, ana-baba ve çocukları )ağır yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların kanıtlanması halinde sosyal kişilik değerlerinin saldırıya uğradığı, bozulduğu,böylece aile birliği içinde korunması gereken bağlılığın zarar gördüğünün kabulü gerekir.Somut olayda yaralı çocuğun yaralanması davacı anneyi psikolojik olarak etkilemiş,bu olayın yarattığı üzüntü,elem ve acı aile düzenini bozmuştur.
Şu durum da annenin de kişilik değerlerinin zarar gördüğü kabul edilmelidir. Mahkemece isteğin B.K.nun 47. maddesi doğrultusunda değerlendirilerek annenin manevi tazminat isteğinin reddinin yukarıda anlatılan ilkelere aykırı olması da ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1, 2, 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA 06.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy