(818 S. K. m. 118) (1086 S. K. m. 421)
Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili (
) tarafından, davalı A. Cesur aleyhine 28.7.2000 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle gereği görüşüldü.
Dava, davalının haksız eylemi nedeniyle üçüncü kişilere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararı sonucunda davacı tarafından yapılan ödemenin rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan; üçüncü kişiler tarafından davacı idare aleyhine AYİM' de açılan tazminat davası sonucunda, o davanın davacısı yararına hükmedilen vekalet ücreti kadar Milli Savunma Bakanlığı yararına da aynı miktarda vekalet ücretine hüküm olunduğu, o davada hükmedilen vekalet ücreti miktarının da bu davada rücuan istendiği, o davanın tarafları yararına hükmedilen aynı miktardaki vekalet ücretlerinin karşılıklı olarak takas-mahsup edilmek suretiyle ödeme evrakı düzenlendiği, fiili bir ödeme bulunmadığı gerekçesiyle bu kalem isteğin mahkemece reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davalının haksız eylemi nedeniyle AYİM' de açılan dava sonucunda davacı, tazminat ve vekalet ücreti ödemekle sorumlu tutulmuştur. Davacının o davada kendisini vekil ile temsil ettirip ettirmemesi, üçüncü kişiler yararına hükmedilen vekalet ücretini ödeme sorumluluğundan davacıyı kurtarmaz. Diğer bir ifadeyle, davalının haksız eylemi sonucunda davacının malvarlığında vekalet ücreti bakımından bir zarar doğmuş bulunmaktadır. Davacının, kendi yararına takdir olunan vekalet ücreti ile aleyhine hüküm olunan vekalet ücretini takas ve mahsup etmesi, bu zararı ortadan kaldırmayacaktır. Takas ve mahsup işlemlerinin hukuki nitelik ve sonuçları gözetildiğinde, fiili bir ödeme bulunmasa bile karşılıklı ödeme yapıldığının ve davacının zarara uğradığının kabulü gerekir. Kaldı ki, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden fiili bir ödeme bulunmadığının benimsenmesi durumunda, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin de ödenmediğinin kabulü ile davacının menfi bir zararının bulunduğu düşünülebileceği gibi davacının kendi yararına hüküm olunan vekalet ücreti kadar Hazine avukatına ödeme yapmış olması halinde de yine zararı bulunduğunun tartışılması olanaklıdır.
Şu durum karşısında davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece vekalet ücretine ilişkin dava bölümünün reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 11.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava, rücu istemine ilişkindir. Davacı Milli Savunma Bakanlığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararı ile ödemek zorunda kaldığı tazminatın rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkemece davacının fiilen ödediği miktarın tahsiline karar verilmiş olup yerindedir ve onanması gerekir. Zira rücu davalarında amaç, bu olay nedeniyle katlanılan zararın, kusurlu olana yükletilmesidir. Mahkemece de bu amaca uygun biçimde karar verilmiş olduğundan Çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy