(818 S. K. m. 41, 43)
Dava: Davacı Ali Ç. vekili Avukat K. Koray Atak tarafından, davalı Ayşe E. aleyhine 10.4.2000 gününde verilen dilekçe ile hakaret nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.10.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar:
1- Davacı dava dilekçesi ile kendisine hakaret eden ve bundan dolayı ceza mahkemesince cezalandırılmasına karar verilen davalının eyleminden dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayda, belediye başkanı olan davacı davalının hakaretine uğramış ve davalı bu eylemi nedeniyle ceza almıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında olay tarihi ve davalının davacıya sarf ettiği sözlerin ağırlığı gibi unsurlar birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarı çok azdır, daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2-Dava haksız eylemden kaynaklanmakta olup haksız eylem tarihinde temerrüde düşülmüş sayılır. Davacı haksız eylem tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isteminde bulunduğuna göre haksız eylem tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken faize hükmedilmemesi bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1) ve (2) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy