(818 S. K. 41, 47, 49, 83)
Dava: Davacı A. Beyer Engler vekili Avukat M. Tünay tarafından, davalı N. Duran ve diğerleri aleyhine 1.7.1994 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminatın reddine dair verilen 22.6.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız olarak davalılardan N. Duran, H. Duran, M. Duran ve Ö. Duran vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26.3.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat M. Tümay geldi, karşı taraftan davalılar vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektiriri nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyizine gelince: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir. Karar davacı ve davalılardan N. Duran, H. Duran (Silahçılar), M. Duran, Ö. Duran tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettirmişlerdir. Dava kısmen kabul edilip, kısmen reddedildiğine göre davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden davalılar yararına vekalet ücreti verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı Almanya vatandaşı olup Türkiye'de tatilini yaptığı sırada geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanmıştır. İlk tedavisi Antalya Devlet Hastanesinde yapıldıktan sonra tedavisine Almanya'da devam edilmiştir. Davacı tedavi gideri karşılığı olarak 7.817 DM maddi tazminat ile 25.000 DM. manevi tazminatın Alman markı olarak hüküm vermek olanağı bulunmadığı takdirde hüküm tarihindeki Alman Markı (DM) karşılığı resmi kura göre Türk lirası tutarının ödetilmesini istemiştir. Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda tedavi giderleri Alman markı olarak belirlenip, olay tarihindeki kur üzerinden Türk lirası olarak hesaplanmış ve karar da bu şekilde verilmiştir.
Borçlar Kanununun 83. maddesinde hükmün memleket parasıyla verilmesi gerektiği belirtildiğinden taleple bağlı kalınarak dövizin hüküm tarihindeki Türk lirası karşılığının verilmesi gerekirken olay tarihindeki Türk lirası karşılığının verilmesi doğru değildir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı yaralanmadan dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Dosya içindeki kanıtlara göre davacının yaralandığı da sabittir. Bu nedenle davacının istemi BK.nun 47. maddesine uygundur. Davacının kaç gün iş ve güçlen kaldığının belirlenmemesi manevi tazminat verilmesine engel teşkil etmez. Buna karşılık mahkemece yaralanma derecesinin tespiti için dosyadaki belgeler üzerinde inceleme yaptırılarak doktor bilirkişiden rapor alınabilir. Davacının hazır bulunmasına gerek yoktur.
Anılan yön gözetilmeden yazılı gerekçeyle manevi tazminat isteminin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılar yararına, (3) ve (4) nolu bencilerde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların öteki itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı vekili için takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 26.3.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Borçlar Kanununun 83. maddesinin 1. fıkrasına göre "mevzuu para olan borç memleket parası ile ödenir". Taraflar arasında sözleşme varsa bu kuralın dışına çıkılabilir. Maddede ki kural kamu düzeni ile ilgili olduğu için her aşamada ve talep olmasa bile gözönünde bulunacak hususlardandır.
Davaya konu uyuşmazlığın hukuki dayanağı sözleşme değil haksız fiildir. Zarara sebep olan olayda kaybedilen malın olay tarihindeki değeri zararın tazmininde esas alınmalıdır. Dava konusu edilen malın yabancı para ile alınmış olması veya yurt içinde imal edilmiş bulunması etkili değildir. Aslolan olay tarihindeki değeridir. Kaideten istek Türk parası esas alınarak yapılmalıdır, diğer davacı Türk parası dışında bir para üzerinden istekte bulunmuşsa, bu paranın istek tarihindeki kur üzerinden karşılığı tespit edilerek, HUMK.nun 74. maddesine uygun talep miktarı belirlendikten sonra yargılama yapılarak, sonuçta, gene Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekir. HGK.nun 19.2.2001 gün 2001/19-17 esas, 2001/151 karar sayılı kararında da bu görüş aynen uygulanmıştır. Bu nedenle uygulama yeri bulunmayan tahsil tarihindeki yabancı paranın karşılığının tahsiline karar verilmek üzere bozma yapılması uygun olmamıştır.
Bu nedenle bozma kararının, ilgili bölümüne katılamıyorum. 26.3.2002
Full & Egal Universal Law Academy