(818 S. K. m. 41, 42, 45, 47)
Davacı H. Çaylak ve H. Çaylak vekili Avukat Ö. Günakın tarafından, davalı Tedaş Genel Müdürlüğü ve Tedaş Ağrı Müessese Müdürlüğü aleyhine 12.7.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; Tedaş Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne dair verilen 17.7.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Tedaş Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların temyizine gelince; Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacıların köylerine elektrik getiren ağaç direklerden birinin devrilerek yan yatması nedeniyle elektrik tellerinin yakınından geçen Murat Nehrine temas etmesi sonucu su yoluyla çevreye yayılan elektrik akımı hayvan otlatan davacıların desteğinin ölümüne neden olmuştur. Davacılar destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Yargılama sırasında görüşüne başvurulan ve hükme esas alınan 30.5.2001 tarihli bilirkişi raporunda davacı H. Çaylak'ın aile başkanı olarak kendisinden beklenen özeni göstermeyip tehlikeli yer ve tesisler konusunda ölen oğlunu bilgilendirmediği ve onu yalnız olarak otlatmaya gönderdiği gerekçesiyle %20 kusurlu olduğu, ölen desteğin ise 9 yaşında olduğundan enerji nakil hattının tehlikeli olduğunu bilebilecek yaşta bulunduğundan % 20 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Olayın meydana geliş biçimine göre ölümün davalı idareye ait enerji nakil hattının can ve mala zarar vermeyecek şekilde yapılmaması, direkler arası uzaklıkların teknik gereklere aykırı olması ve elektrik hattındaki elektrik taşıyan tellerin suya değmesi ile elektriğin kesilmesini sağlayacak biçimde güvenlik tertibatının kurulmamış olmamasından kaynaklandığı ve davacı baba ile desteğin kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece davalının kusursuz sorumlu olduğu ve açıklanan yönler gözetilmeksizin davacı Halis Çaylak ve desteğin kusurlu olduklarının kabulü ile tazminat miktarları belirlenirken anılan kusur oranlarının gözetilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacılar dava dilekçelerinde desteğin aileye ait hayvanları otlatarak aile bütçesine katkıda bulunduğunu belirtmişler bu iddialarını yargılama aşamalarında ispatlamışlardır. Yargılama sırasında davacıların hak kazandıkları destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için bilirkişi görüşüne başvurulduğu ve hükme esas alınan 30.5.2001 tarihli raporda anne ve baba olan davacıların her ikisi için hesaplanan miktardan bakım gideri düşüldüğü görülmektedir. Desteğin çalışarak aile bütçesine katkıda bulunduğu ve en azından kendi giderlerini karşıladığı gözetilmemiştir. Yasal düzenlemelere göre annenin tazminat hesabından bakım giderinin düşülmemesi, desteğin çalışması ve giderlerini karşılaması gözetilerek de baba için hesaplanan tazminattan indirim yapılmaması gerektiği gözetilmemiştir. Hükme esas tazminat raporu denetime elverişli olmayıp anne için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı 1.271.322.806 lira olmasına rağmen raporda anne yönünden hesaplanan bakım gideri 1.015.058.140 TL'ye hükmedilmiş olması nedenleriyle de karar bozulmalıdır.
4- Davacıların istem kalemleri arasında 3.000.000.000 lira defin ve defin sonrası taziye, mevlit, yemek vs. giderleri de yer almaktadır. Yerel mahkemece bu istem kalemleri ile ilgili olarak yargılama aşamalarında kolluk güçleri aracılığıyla araştırma yapıldığı da görülmektedir. Defin ve sonrasındaki giderler yapılması olağan ve yöresel koşullara göre değişkenlik gösterecek giderler olup yerel mahkemece BK. 42. gözetilerek ve gerekirse bu konuda yerel bilirkişi dinlenerek bu kalem talep hakkında da hüküm kurulması gerekirken istemin ispatlanamadığından reddine karar verilmiş olması bozma nedenidir.
5- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte olayın oluş biçimi, olay tarihi ile ölüm tarihi arasında yaşanan sıkıntıların boyutu ve davacıların Ölene yakınlık dereceleri gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat çok azdır. Daha Üst düzeyde tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2, 3, 4, 5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy