(818 S. K. m. 41, 42, 43, 47)
Dava: Davacı Dursun Y. vekili Avukat Orhan Demir tarafından, davalı İbrahim Y. aleyhine 9/12/2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/6/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Orhan Demir tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava; haksız eylem sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine, ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, maddi tazminat istemini işgücü kaybı ve tedavi giderleri kalemlerine dayandırmış olup; her bir istek kalemi yönünden miktarları dava dilekçesinde belirtmemiştir. Mahkemece de, bu nokta açıklattırılmamıştır. Davacı tarafa maddi tazminat istemleri bakımından açıklama imkanı tanınmalı ve buna göre her biri hakkında ayrı ayrı karar verilmelidir.
2- İşgücü kaybına dayalı istek bakımından mahkemece benimsenen miktarın hangi ölçüte göre belirlendiğinin, denetim olanağı yoktur. Mahkemece, davacının olay tarihi itibariyle gelirinin ne kadar olduğu saptanıp; bu gelire göre işgücü kaybı nedeniyle tazminat miktarının tespit edilmesi gereklidir.
3- Tedavi giderlerine ilişkin istek kalemi bakımından, bir belge ibraz edilememiş ise de; bu konuda uzman bilirkişiden görüş alınıp durumun saptanması mümkün olduğu gibi; BK.'nun 42/2. maddesi uyarınca hayatın olağan akışı itibariyle zararın tespitinin imkan dahilinde bulunduğu gözetilmeksizin, bu yöne ilişkin tazminat istemi bakımından suskun kalınması da, usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.
4- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda yaralanmanın derecesi ve biçimi, olay tarihi ve yukarıda değinilen ilkeler göz önünde tutulduğunda, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde bir manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
5- Kabule göre de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri m. 11/2 hükmüne aykırı olarak, reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından davalı yararına, davacıya takdir edilenden daha fazla vekâlet ücreti takdiri, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy