(818 S. K. m. 41, 43) (2004 S. K. m. 259)
Dava: Davacı Nazım E. vekili Avukat G. K. Özalp tarafından, davalı C. T. aleyhine 28.12.1999 gününde verilen dilekçe ile haksız tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece maddi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile manevi tazminat isteğinin reddine dair verilen 17.9.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 7.5.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil Cevdet T. vekili Avukat İ. Uslu ile karşı taraftan davacı asil Nazım E. vekili Avukat V. Bozkurt geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ipotekli banka kredisi ile satın aldığı taşınmazın borçlarını ödeyemediği için bu yeri satarak borcunu kapatmak istediğini, ancak bu arada davalının açmış olduğu davada satışı engelleyen tedbir kararı verilmiş olduğundan satamadığı için banka borcuna işletilen yüksek faiz nedeniyle zarar gördüğünü iddia etmektedir. Davalının açtığı önceki dava ret ile sonuçlanıp kesinleştiğine göre bu davada uygulanan tedbirin haksızlığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı doğacak zararlardan sorumludur.
Davacının haksız tedbir nedeniyle zarar görüp görmediğinin anlaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın tedbirin uygulandığı tarihte satılması halinde elde edilebilecek gerçek satış değeri araştırılmalı ve bunun aynı tarihteki banka borcunu ne oranda karşılayacağı veya artacak bir para bulunup bulunmayacağı belirlenmelidir. Bundan sonra aynı taşınmazın tedbir kalktıktan sonra satış tarihindeki mahkemece belirlenen gerçek değeri olan 32.000.000.000 liranın yine bu satış tarihinde davacının bankaya olan borcunun ulaştığı toplam miktarı ne oranda karşıladığı ve artan para bulunup bulunmadığı hesaplanmalıdır. Böylece tedbirin uygulandığı tarih ile tedbirden sonra satışın yapıldığı tarihlere göre yukarıda açıklanan şekilde yapılacak değerlendirmelerin karşılaştırılması sonucunda davacı aleyhine bir farkın ortaya çıkması halinde zarar buna göre hesaplanmalıdır. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan olayın özelliklerine uygun düşmeyen bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy