(2918 S. K. m. 85) (818 S. K. m. 47)
Davacı S. Atınoğlu vekili Avukat İ. Özgür Aykut tarafından, davalı İ. Taş ve diğerleri aleyhine 15.6.2000 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan desteğin ölümü nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.11.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan desteğin ölümü nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem desteğin içinde bulunduğu aracın sürücüsü ve kayıt maliki yönünden kısmen kabul edilmiş. Niksar Ekspres minibüs işletmesi temsilcisi Murat Doğan yönünden reddedilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eşinin davalı Niksar Ekspresi Minibüs İşletmesi tarafından işletilen minibüste yolcu olarak giderken geçirdiği trafik kazası sonucunda ölümünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirterek tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece Niksar Ekspres Minibüs işletmesinin tüzel kişiliği olmadığı, Murat Doğan' ın da kazadaki yo1culara bilet kesmediği gerekçesiyle davanın bu davalı yönünden reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinde "motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya İşletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde" meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu öngörülmüştür. Somut olayda, davacının eşinin üzerinde Niksar Ekspres yazan minibüste Niksar Ekspres'in kestiği biletle yolculuk yaparken geçirdiği kazada öldüğü sabittir. Niksar Ekspres temsilcisi sıfatıyla davalı gösterilen Murat Doğan' ın bilet kesmemesi sonuca etkili değildir, çünkü davalı Murat Doğan değil, minibüs işletmesidir. Şu durumda Niksar Ekspres Minibüs İşletmesi sahibi de sorumludur.
Anılan yön gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek İstenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek Özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda Ölenin kusurunun bulunmaması, davacıya yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek Üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine 04.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy