(818 S. K. m. 41, 42)
Dava: Davacı Hazine vekili Avukat Hülya Tarım tarafından, davalı Halil İbrahim Y. aleyhine 13/1/1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 4/4/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava izinsiz kum alımı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı idare 5400 m3 malzemenin kaçak olarak çıkarılmasından dolayı 865.000.000 TL.'nin ödetilmesini istemiş, yerel mahkemece 1400 m3 kum çıkarıldığı kabul edilerek karar verilmiştir.
Dosya içinde mevcut 23.6.1998 tarihli ve Milli Emlak Müdürlüğü elemanlarınca düzenlenen tutanakta 1400 m3 kum alındığı belirlenmiş, olay tutanağı sonrası mahkeme kanalıyla yapılan 18.8.1998 tarihli tespitte hazır bulunan fen elemanı tarafından olay yerinde sallama kepçe bulunduğu tespit edilmiş ve Jeoloji mühendisi tarafından sunulan raporla olay tutanağı tarihi ile tespit tarihi arasında malzeme çıkarılmaya devam edildiği anılan yerden 4000 m3 malzeme çıkarıldığı hesaplanarak zarar miktarı bulunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen tanıklar davalının olay yerinde şantiye ve eleme tesisi olduğunu, idarece yapılan denetimlerde çalışmaya devam ettiğinin belirlendiğini beyan etmişlerdir. İddianın ispatına ilişkin bu delillere rağmen 1400 m3 kum alındığı kabul edilerek tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde saklı tuttuğu hakkını ıslah dilekçesi ile talep etmiş, yerel mahkemece zaman aşımı nedeniyle istem reddedilmiştir. Davacı kamu kurumu mülkiyetinde bulunan yerden kaçak olarak alınan kumun bedelinin ödetilmesini talep etmiştir. Davacının arzın sahibi olarak kaçak kum alınması nedeniyle haksız el atmanın önlenmesi, zararın tazmini ve eski hale getirme bedelini isteme hakkı vardır. Bu kalem isteklerden birini veya birkaçını talep etmek davacının seçeceği bir yöntemdir. Davacı seçimlik hakkını kullanarak tazminat istediğine göre talebin zamanaşımına uğradığından söz edilemez. Kaldı ki davacı bir kamu kurumu olduğundan bu tür kurumların uğradıkları zararın giderimi için yetkili makamın oluru gerekir. Zamanaşımının başlangıcı için zararın öğrenilmesi yeterli olmayıp yetkili makamın olur vermesi gerektiğinden ve somut olayda yukarıda açıklanan şekilde yetkili makamın oluru bulunmadığından da zamanaşımı dolmamıştır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1 ve 2) sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 28.03.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Davacı, davalının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerden malzeme alması nedeniyle zararını istemiş, davanın devamı sırasında bilirkişi tarafından belirlenen yeni birim fiyatına göre isteğini ıslah ederek artırmış, mahkemece davanın ilk açılan bölümü için kabul kararı verilip ıslah edilen bölüm için isteğin bu bölümünün zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile ret kararı verilmiş, dairemizce yerel mahkeme kararı yukarıdaki gerekçe ile bozulmuştur.
Davacı, davadan önce tespit yaptırmış, bu tespit sırasında bilirkişi alınan malzemenin 5400 m3 olduğunu, m3 birim fiyatının 160.363 TL.m3 bulunduğunu, 865.944 liralık zarar bulunduğunu belirlemiş davacı da bu miktar üzerinden dava açmış iken, bu davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda birim fiyatının 420.138.TL/m3 olarak tespit edilmesi üzerine, bu birim fiyatı farkı sebebiyle dava ıslah edilerek istek miktarı artırılmış bulunmaktadır. Davada ıslah edilen miktarın yeni bir dava özellikleri içinde değerlendirilmesi, zamanaşımı gibi olguların ona göre çözülmesi gerekmektedir.
Davacının, arazisine üçüncü kişinin el atmasından doğan dava haklarından hangisini kullanırsa kullansın, davalının kullanmaya devam etmemesi koşulu ile zamanaşımının başlangıcı zararın verildiği tarihtir. Zamanaşımının başlangıcını eski hale getirme isteğinin yerine getirilmemiş olması engellemez. Ayrıca zamanaşımının başlaması için kamu kurumunun başındaki kişinin olayı öğrenmesi esas ise de, eldeki davada önceki davanın açılması aşamasında emir vermeye yetkili kişi gerekli bilgileri alıp emir vermiş olacak ki o dava açılmış bulunmaktadır. Bu yazılanlar ışığında yerel mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davayı reddetmiş olmasını uygun bulduğumdan bozma kararına katılamıyorum.
Olayda ıslah edilen bölüm için zamanaşımının gerçekleşmediğinin kabul edilmesi halinde ise: Davanın ıslah edilen bölümünün gerekçesi ve işin esasının incelenmesine dair bozma kararının dayanağı, davada fazlaya dair hakkın saklı tutulmasıdır. Tespitte bulunan değerler aynen benimsenerek davadaki dilekçeye yazılmıştır. Özellikle dikkat edilmesi gereken husus tespitteki değerlerin uygun bulunmadığının dilekçede belirtilmemiş oluşudur. Gerek miktar, gerekse miktara etkili olan unsurlar benimsenerek dava açıldıktan sonra, birim fiyatının yeni bilirkişi tarafından farklı biçimde bildirilmesi sonucu doğan farkın ıslah yoluyla da olsa istenmesi taleple bağlılık ilkesine ters düşer. Fazlaya dair isteğin saklı tutulmuş olması da bu bakımdan önemli değildir. Davacı kurumun dava açmaya yetkili kıldığı avukat tarafından istek her şeyi ile belirlendikten sonra, bu isteğin artırılması mümkün bulunmadığından davanın esas bakımından da reddedilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yazılan nedenlerle bozma kararına katılamıyorum. 28.03.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy