(818 S. K. m. 41, 46, 47)
Davacı Y. Yılmaz vekili Avukat M. İpek tararından, davalı T. İçli aleyhine 25.5.1999 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminatın dava ve bu dava ile birleşen karşılık dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; bu dava ile birleşen 1999/664 esas sayılı davanın takip edilmemesi nedeni ile HUMK.nun 409/1-5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 13.3.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat M. İpek tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece asıl dava kısmen kabul edilmiş, birleşen karşı davanın ise HUMK'nun 409/1-5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı T. İçli motosikleti ile seyir halinde iken park halindeki araçların arasından davacının yola çıkması ile çarparak yaralamıştır.
Davacının mevcut yaralanmadan dolayı 45 gün iş ve gücünden kaldığı dosyadaki rapordan anlaşılmaktadır. Bu süre Ceza hukuku yönünden tertip edilecek ceza miktarı için öngörülen süredir. Yaralının bu süreden daha fazla iş ve gücünden kalacağı iddia edilmesi durumunda mevcut yaralanma da dikkate alınarak, davacının ne kadar sürede iyileşebileceği konusunda uzman doktor raporu alınmalı ve davacının geçici işten kalma süresi buna göre belirlenmelidir. Bu yön gözetilmeden ceza hukukundaki süre üzerinden hesap yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ecza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda davacının yaralanma derecesi ve yukarıda esas alınan ilkeler dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın İstek halinde geri verilmesine 27.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy