(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49) (298 S. K. m. 134)
Dava: Davacı tarafından, davalılar Hürriyet ve ... AŞ.yi temsilen ...Yayın Holding AŞ adına ...D. ile D. S. aleyhine 15.9.1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı 2 milyar lira manevi tazminat ve yayına karar verilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulü ile bir milyar lira manevi tazminat alınmasına ve hüküm özetinin yayınlanmasına dair verilen 4.10.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yoluyla kişilik haklarına yapılan saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, günlük gazetede "Sandıkta Hile Korkusu, Sahtekarlar Serbest Ve Seçim Uyanıklarına Takipsizlik Kararı" başlığı altında yayımlanan haberlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, polis ve adliyeden edinilen bilgilere göre haberi yayımladıklarını ve haberin görünen gerçeğe uygun bulunduğunu belirterek davanın reddedilmesi isteminde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlaması, MK 24 ve BK 49. maddeleridir. Basının haber verme görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk alanındaki sınırı; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri olan gerçeklik; verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriğin, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluğudur. Diğer bir anlatımla gerçeklik, haberin varlığının gerçek olması, gerçeğe uygun olmasıdır. Burada aranan gerçeklik somut gerçeklik olmayıp haberin verildiği andaki beliriş biçimine, görünürdeki gerçeğe uygunluktur.
Somut olayda, 19 Nisan 1999 gününde yapılacak seçimlerde sandık kurullarınca düzenlenecek milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyeliği seçimi tutanak örneklerini bastırmayı kararlaştırdıkları, listelerin filmlerini hazırladığı, basım için davacıyı gönderdiği, davacı işlerinin yoğunluğu nedeniyle komşusu olan matbaacı Ç.'e giderek basması için teklifte bulunduğu, kabul etmesi üzerine filmleri ona verdiği, Ç.'in bir kısım evrakları bastığı, bir kısmını bastığı sırada şikayet edenler tarafından polise ihbar edildiği, adı geçenlerin eyleminin 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunun 134/1. maddesine aykırı olduğu ve suç, ön ödeme kapsamında olduğundan asgari para cezasını ödeyen davacı ve arkadaşları hakkında 13.5.1999 gününde kovuşturmama kararı verildiği Zeytinburnu Cumhuriyet Başsavcılığının 1999/4266 - 1755 sayılı takipsizlik kararından anlaşılmaktadır. Olayın gelişen bu yönü ile yukarıda belirtilen ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, haberin görünen gerçeğe uygun bulunduğu, kullanılan dil ve ifadenin anlatılmak istenen olaya uygun düştüğü ve basının sorumlu tutulma olanağı bulunmadığı benimsenmelidir. Yerel mahkemece, olayın gelişimine uygun düşmeyecek biçimde, takipsizlik kararı verildikten sonra davacı hakkında sahtekarlar serbest başlığı ile yayınlanan haberde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun kabul edilmesi doğru değildir. Anılan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, kısmen de olsa istemin kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.04.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava konusu edilen suçtan mahkumiyet kararı verilmiş bile olsa hükümlüye yayın organının sahtekar demesi mümkün değildir. Kaldı ki, haberin verildiği tarihte olayla ilgili takipsizlik kararı verilmiş bulunmaktadır. Haber bu şekli ile, gerçeklik ve özle biçim arasında bulunması gereken denge unsurlarını taşımadığından hukuka aykırı niteliktedir. Yerel mahkemenin bu yoldaki tesbiti doğrudur. Ancak, belirlenen tazminat miktarının olaya uygun olup olmadığı konusunda dairemizce bir karar verilmemiş olduğundan, bu aşamada yaptırımın uygun olup olmadığı konusunda düşünce açıklamasının mümkün olmadığını kaydetmekle yetiniyor, bozma kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy