(818 S. K. m. 49) (YHGK 26.02.2003 T. 2003/4-55 E. 2003/100 K.)
Dava: Davacı Gülizar B. vekili Avukat Ali Haydar Ertan tarafından, davalılar Mustafa H. ( asaleten ve Enes H.'a velayeten ) aleyhine 2.3.2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.10.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, davalı Enes H. ile gayri resmi evliliğinin haksız biçimde sona erdirilmiş olması nedeniyle manevi tazminat istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.Davacının davalı Enes H. ile resmi nikah yapılmadan evlenerek bir müddet bu şekilde yaşadıktan sonra ayrıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davalılar ayrılmanın davacının kusurlu eylemi nedeniyle gerçekleştiğini ileri sürmüşlerdir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının da evde bulunduğu sırada yabancı bir erkeğin evin içinde saklanmış halde yakalandığı, durumun polisçe de tespit edilerek evde yakalanan şahıs hakkında işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Evde yakalanan şahıs davacının çağırması ile eve girdiğini söylemiş ve dinlenen davacı tanıkları da aynı olay sırasında davacının koşarak evden uzaklaştığını ve sonradan eve dönmediğini bildirmişlerdir. Bu durum karşısında davacının kendi kusurlu davranışları sonucu evden ayrılmak zorunda kaldığı görülmektedir. Hiç kimse kendi kusurundan yararlanarak tazminat isteyemez. Davalıların evde yakalanan kişi hakkında şikayetçi olmamaları somut olayın varlığını ve davacının kusurunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 2 ) sayılı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA davalının diğer temyiz itirazlarının ( 1 ) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1.4.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; yaşları küçük olan davacı ile davalının resmi nikahları ileri bir tarihte yapılmak üzere ailelerin isteğiyle gayri resmi olarak evlenmelerine rağmen henüz resmi nikahın yapılmadan davacının evden kovulmuş olması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı, davacının eve erkek alması ve durumun kayınpederi tarafından fark edilmesi üzerine davacının kendisinin evi terkettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Her ne kadar bir kısım tanıklar, davacının evde bulunduğu sırada gündüzleyin evde bir yabancı erkeğin yakalanmış olması nedeniyle evden koşarak uzaklaştığını ve tekrar eve dönmediğini bildirmişlerse de incelenen hazırlık evraklarına göre evde yakalanan Savaş Ç. adındaki kişi ifadesinde; yoldan geçerken tanımadığı bir bayanın kendisini işaretle evine çağırması üzerine eve gittiğini konuşmaya başladığı sırada kayınpederi gelince davacının kendisini yatağın altına sakladığını bildirmiştir. Davalının babası Mustafa A.'ın da hazırlık ifadesinde bu kişiden şikayetçi olmadığını beyan ettiği görülmektedir. Her ne kadar yerel mahkemenin böyle bir durumda bu kişinin öldürülmesi bile söz konusu olabilir şeklindeki gerekçesi makul ve yerinde değil ise de hayatın olağan akışı itibariyle yeni evli ve yaşı küçük genç bir kadının yoldan geçen hiç tanımadığı bir erkeği eve çağırması bu kişinin evde yakalanmasına rağmen eşinin yada kayınpederinin şikayetçi olmaması açıklanabilir bir davranış biçim de değildir. Bu nedenle yerel mahkemece davalının savunmasına ve tanıkların anlatımlarına itibar edilmemiş olması doğrudur. Davalının ileride evleneceği vaadiyle davacı ile karı koca hayatı yaşadığı kızlığını bozduğu ve bilahare davacının gerçekleştirdiği kabul edilmeyecek bir bahane ile evlilik hayatına son verildiği kanaatine ulaştığımızdan daire çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyoruz. 1.4.2002
Full & Egal Universal Law Academy