(1086 S. K. m. 276)
Dava: Davacı İhsan D. vekili Avukat Güngör Yener tarafından, davalı Hasan Y. aleyhine 29.11.2000 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle karşılıklı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın reddine dair verilen 25.10.2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14.5.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-karşı davacı asil Hasan Y. ile vekili Avukat Aydın Aybay ve Avukat Kemal Bozkurt ile, karşı taraftan davacı-karşı davalı vekili Avukat Güngör Yener ve Avukat İffet Celayıroğlu geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yayında yer alan davalı açıklamalarında, davacının hazırlayıp yayınladığı bir yayında kaynak gösterilmeden yabancı bir eserden alıntı yapıldığı iddiasına yer verilmiş ve bu davranışın doğru olmadığı anlatılmıştır. Davacı bu iddianın doğru olmadığını ve kullanılan ifade şeklinin de aşağılayıcı olduğunu bildirerek manevi tazminat istemektedir. Davalı yayında yer verdiği iddiasının doğru olduğunu savunduğuna göre öncelikle davacının eseri ile alıntı yapıldığı bildirilen eserin dosyaya sunulan orjinalinin karşılaştırmalı biçimde incelenip konu, düzen, anlatım ve diğer tüm özellikleri değerlendirilmek suretiyle gerçekten alıntı bulunup bulunmadığının bu konuda uzman olan bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerekir. Bilirkişi seçiminde ise HUMK.nun 276. maddesi uyarınca tarafların üzerinde anlaşabildikleri bir heyet oluşturabiliyorsa öncelikle bu yöntem kullanılmalıdır. Eğer bu konuda taraflar arasında anlaşma sağlanamaz ise o takdirde tarafların tüm itirazları dikkate alınarak ve tarafsızlıkları konusunda şüphe ve tereddüt duyulmayacak kişilerden bir kurul oluşturmaya özen gösterilmek suretiyle mahkemece seçilmelidir. Bilirkişi kurulu tıp ve çeviri konusunda uzman olan kişilerden seçilmeli ve olayın hukuki boyutu hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir nitelikte olduğundan heyette hukukçu bilirkişiye yer verilmemelidir. Mahkemece bilirkişi seçiminde yukarıda açıklanan kurallara uygun davranılmadığı gibi, seçilen bilirkişilerce hazırlanan ve hükme esas alınan rapor da yetersiz olup denetime elverişli değildir. Bu nedenle usulüne uygun biçimde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmalı ve davacının eserinin kaynak gösterilmeden alıntı yapılıp yapılmadığı belirtildikten sonra olay yeniden değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön üzerende durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı-karşı davacı vekilleri için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy