(2709 s. Anayasa. m. 28) (818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Davacı Sadettin T. vekili Avukat Sadık Erdoğan tarafından, davalılar Hıncal U. ve diğerleri aleyhine 10/11/2000 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı 5 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; S... Yayıncılık AŞ. hakkındaki istemin husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki istemin kısmen kabulü ile 750 milyon lira manevi tazminat alınmasına dair verilen 20/9/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı gazetede "T... kafası" başlıklı yazıda, "tutucu kafalı", "her türlü eğlenceye karşı çıkan", "eğlence yerlerini batırmak için baskı yapan", "kadın garsonların çalışmasını yasaklayan", "namus jandarması", namusun ne olduğunu tayın eden" biçimindeki tanımlamalar ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, davacının İçişleri Bakanı olarak icraatlarının eleştirildiğini, kişiliğine yönelik saldırı bulunmadığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve diğer özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan basın özgürlüğünün amacı, kamuyu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermeyi sağlamaktır. Basının görevi, genel yararları ilgilendiren konularda olayları doğru ve objektif olarak yansıtmak, çeşitli sorunlarda kamu oyunu düşünmeye sevk edecek biçimde tartışmalar açmak, halkı, toplumsal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları hakkında bilinçlendirmektir. Basın, halka ulaştırılmasında kamu yararı bulunan haberleri zamanda ve haberin gerektirdiği ayrıntılarla doğru olarak toplayıp topluma ulaştırdığında kamu oyunun serbestçe oluşumunu sağlamak suretiyle kamu görevi niteliğindeki fonksiyonunu yerine getirmiş olur. Ancak basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün getirdiği ayrıcalıklar sınırsız değildir. Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırı Medeni Yasanın 24 ve Borçlar Yasasının 49. maddelerinde anlamını bulan kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemelerdir. 0 nedenle zarar giderimi için belirtilen maddelerin öğeleri bulunmalıdır. Onlardan biri de hukuka aykırılıktır. Eylem, basın yoluyla gerçekleştiğinde öz ve biçime ilişkin koşulların varlığı durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkmış olur. Öze ilişkin koşullar, gerçeklik, güncellik ve toplumsal ilgi olarak tanımlanan kamu yararıdır. Biçime ilişkin koşul ise anlatımda ve sergilenişte dengeli davranıştır. Başka bir söyleyişle yayınlanmasında kamu yararı bulunan güncel bir haberin (eleştirinin) özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda basın sorumlu tutulamaz.
Davaya konu edilen olayda, davalılardan Hıncal U. tarafından yazılan "T... kafası" başlığı altında; "Saadettin T.'ın uygar ölçüleri zorlayan 'Tutucu' kafasını eleştirirken, zaman zaman haksızlık yapıp yapmadığımı düşünürüm. Ama hazret, şüphe kırıntısı kalmasın diye elinden geleni ardına koymuyor.. Her türlü eğlenceye karşı çıkmalar, eğlence yerlerini batırmak için Turizm Bakanını da yanına alıp, baskınlar yapmalar, turistik belge almayı nerdeyse imkansız hale getirmeler.. Kadın garsonların çalışmasını yasaklamalar.. Kordon'un bin yıllık geleneği kaldırım masalarını, hem de Kordon 100 misli genişlemişken içeri çekmeye zorlamalar.. Bunlar hep bizzat T.'ın, T.'ın polisleri, valileri, kaymakamlarının eseri.. Eşcinsellik konusunda dünya nerden nereye gelmiş, bizim İçişleri Bakanımız, ülkenin namus jandarması ya.. Namusun ne olduğunu kendisi tayın ediyor ya.. Eşcinsellerin ülkeye sokulmaması için genelge çıkarmış.. sonuç, Marmaris'teki rezillik.. Hadi bakalım ayıklasın Türkiye şimdi pirincin taşını.." biçiminde yazı yazıldığı görülmektedir.
Turistik amaçla Türkiye'ye gelen eşcinsellerin ülkeye sokulmamaları konusunda davacının bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğünün bazı il valiliklerine talimat gönderdiği dosyaya yansıyan bilgilerden anlaşılmaktadır. Şu durumda, davacının eylemleri nedeniyle eleştirildiği, konumu itibariyle davacının bu tür eleştirilere hedef olmasının toplumsal yarar bakımından doğal karşılanması gerektiği, eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak yapılmış olduğu da gözetildiğinde hukuka aykırılığın ortadan kalkmış olduğu sonucuna varılmalı, açıklanan nedenler ve dosyada yer alan tüm olgular göz önünde tutularak, basın sorumlu tutulmamalıdır. Yerel mahkemece, anılan yönler gözetilerek, istem tümden reddedilmek gerekirken, bir bölümünün kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 4/4/2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yakınılan yazıda özle biçim arasında bulunması gereken denge bozulmuş, davacı aşağılanmış, bu hali ile yazı eleştiri sınırını aşmıştır. Yerel mahkemenin hukuka aykırılığı tespit etmesi uygun olmuştur.
Mahkemenin belirlediği yaptırımın uygun olup olmadığı konusunda bir karar verilmediğinden, bu aşamada, bu konuda düşünce açıklaması yapmanın yeri olmadığını kaydetmekle yetiniyor, dairemizin yazıda hukuka aykırılık bulunmadığına dair bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy