(818 S. K. m. 41, 42, 43, 47) (1086 S. K. m. 74, 188)
Dava: Davacılar Yusuf tarafından, davalılar Erdoğan ve diğerleri aleyhine 31.3.1997 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanmadan dolayı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 2.10.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Orman Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalılardan Orman Bakanlığına ait aracın çarptığı davacılardan Mehmet, hayati tehlike geçirecek, 30 gün iş ve gücünden kalacak ve 45 günde iyileşecek biçimde yaralanmıştır. Davacılar maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece verilen kararı davacılar ile davalılardan Orman Bakanlığı temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacılardan Mehmet un, yaralanma nedeniyle çalışma gücünü kaybettiğinden, davacı Yusuf, ise oğlu Mehmet un tedavisi sırasında iş yerinin kapalı kalması nedeniyle uğradığı kazanç kaybından dolayı maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Ayrıca tüm davacılar manevi tazminat istemişlerdir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 74. maddesi gereğince hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına ya da başka bir şeye hükmedemez. Davacı Mehmet un maddi tazminat istemi çalışma gücü kaybına dayalı olduğu halde bu konuda karar verilmeyip istek bulunmayan tedavi giderine hükmedilmiş olması anılan yasa buyruğuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Mehmet un tedavisi sürecinde babası Yusuf un işi yerine gidemediği ve bu yüzden zarar gördüğü dosya kapsamından anlaşıldığı halde zarar kapsamı belirlenerek hüküm altına alınmamış olması bozmayı gerektirmiştir.
4- Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda yaralanmanın derecesi ve yukarıda anılan ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
5- Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 188. maddesinde mahkeme kararlarının hangi konuları kapsayacağı, hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterileceği hükme bağlanmıştır. Yerel mahkemece, gerekçesi anlaşılır biçimde gösterilmeden davacılardan Mehmet yararına 19.077.000 lira maddi tazminata, davacı Yusuf un gelir mahrumiyeti nedeni ile vaki talebinin reddine ve Yusuf yararına 40.000.000 lira maddi tazminata hükmedilmiş, davalılardan Orman Bakanlığı hakkında ise bir karar verilmemiştir. Şu durumda, kurulan hükmün yukarıda açıklanan Yasa maddesine uygunluğundan söz edilemez. Yerel mahkemece, duraksamaya yol açmayacak biçimde hüküm kurulmamış olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2, 3 ve 4) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacılar yararına, (5) sayılı bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.05.2001 oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy