(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Alper ... ve diğerleri vekili Avukat N... tarafından, davalı ...Okulları ve Özel Eğitim Hizmetleri AŞ ve diğerleri aleyhine 20.7.1999 gününde verilen dilekçe ile okul kaydını yenilememe eylemi nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.12.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5.6.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar adına Avukat ... ile karşı taraftan davalılar adına Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı okulda öğrenci olan Alper Şengül'ün bir üst sınıfa geçmiş olmasına rağmen kaydı yenilenmeyip, başka bir okula naklen gitmeye zorlanarak, eğitim hakkının kısıtlandığı iddiası ile hem çocuk hem de anne-baba için manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı Alper ... davalı okula sınav sonucu kabul edilerek Lise 1 ve 2. sınıfları okuduktan sonra Lise 3. sınıfa geçtiği yıl okula devam için gereken ücret tahsili ve diğer işlemlerden kaçınılarak okuldan ayrılmasının amaçlandığı ve sonuçta bu yüzden başka bir okula naklen gitmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı okul en üst düzeyde başarıyı hedefleyen ve öğrencileri bu doğrultuda eğitip yönlendirmeyi amaçlayan bir program uygulamaktadır. Davacılarda bunu bilerek davalı okulu tercih etmişlerdir. Alper ...ün okulun hedeflediği seviyeye ulaşamadığı, normal ölçülere göre başarılı olmakla birlikte özellikle üniversite sınavları için yeterli görülmediği, başarı düzeyinin daha yükseltilmesi için okul yönetimince gerekli girişimlerde bulunulduğu, ücretsiz kurs teklifinin yapıldığı ancak öğrenci ve ailesince kabul edilmediği görülmektedir. Bunun yanında Alper ...ün okul ve derslerde gözlenen bazı olumsuz davranışlarının ailesine bildirilerek derslere karşı ilgisinin arttırılması yönünde ailesinin de desteğinin sağlanmaya çalışıldığı ancak ailenin buna kayıtsız kaldığı okul idaresi ile işbirliği ve yardımlaşmaya girilmediği de anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle Alper'in üniversite sınavlarındaki muhtemel bir başarısızlığının okulun başarı puanını düşürerek diğer öğrencilerin durumunu olumsuz etkileme ihtimali nedeniyle okuldan ayrılmasının amaçlandığı sonucu çıkmaktadır. Böyle bir davranışın okulun diğer öğrencileri yönünden faydalı ve geçerli gibi görünmekte ise de davacı Alper yönünden hayatının en önemli döneminde okul değiştirmeye zorlanmasının yaratacağı güçlükler yanında okul ve sosyal çevresinde başarısız biri gibi görülmesine dolayısıyla sosyal ve kişisel değerlerinin zarar görmesine yol açacağı kuşkusuzdur. Bir eğitim kurumunun ise her şeye rağmen daha tutarlı ve zararsız bir çözüm üretmesi gerekirken bu yolu tercih etmiş olması hukuka uygun görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı Alper ... yönünden manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ancak anne-baba durumundaki davacılar Mustafa ve Sevgi ...ün davalı okulun hedeflerini bilerek seçmiş oldukları halde daha sonra bu hedeflerin gerçekleşmesi doğrultusundaki okulun çabalarına karşı yeterli ilgi ve desteği vermeyerek böyle olumsuz bir durumun doğmasında kusurları bulunmaktadır. Bir kimsenin kendi kusurundan yararlanması mümkün bulunmadığı gibi, çocuğun kişilik haklarına verilen zararın yansıma yoluyla anne-babayı da kapsayacak şekilde genişletilemez. Bu nedenlerle davacılar Mustafa ve Sevgi Şengül'ün manevi tazminat isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken, adı geçenler yararına da manevi tazminat takdir edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacılar dava dilekçelerinde hangi davacı için ne miktar tazminat istediklerini açıklamadan hepsi birlikte 50 milyar lira manevi tazminat istemişlerdir. Mahkemece de yine hangi davacıya ne kadar verildiği açıklanmadan hepsi için birlikte 5 milyar lira manevi tazminata hükmedilmiştir. Oysaki talebin açık ve anlaşılabilir olması her bir davacı için istenilen ve hükmedilen miktarların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bu nedenle öncelikle davacının talebin açıklattırılarak her bir davacı için istenilen manevi tazminat miktarları belirlenmeli ve ondan sonra talepler gözetilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda iki nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına, üç nolu bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının bir nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılar yararına takdir olunan 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara, davalılar yararına takdir olunan 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin de davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 05.06.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacılardan Alper ...ün okulda hedeflenen başarıyı gösteremediği, okul idaresi tarafından başarı düzeyinin yükseltilmesi için ücretsiz kurslara katılması yolundaki teklifin diğer davacılar anne ve baba tarafından kabul edilmediği, yine davalı Alper ...ün sınıfta dersin akışını bozan davranışlarda bulunduğu, okul idaresinin uyarılarına ve yaşı küçük olmasına rağmen okula arabayla geldiği, sınıfta anahtar fırlattığı, derste cep telefonu kullandığı, sınıfta gömleğini çıkarıp üstü çıplak olarak oturduğu, kız arkadaşı ile öpüştüğü ve bu konular dahi aileye iletildiği halde okul idaresi ile birlikte çözüm arama yoluna gidilmediği, bunun üzerine okul idaresinin yeni dönem kayıt ücretlerini tahsil etmediği, davacılarında çocuğun kaydını başka bir okula aldırdıkları anlaşılmaktadır. Şu duruma göre davacılar gerek disiplin, gerekse ders başarısı yönünden okul idaresinin çabalarına yeterli destek vermedikleri için kusurlu oldukları gibi, öğrencinin başka okula nakli sırasında da okul idaresi tarafından davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturacak bir davranışta bulunulmamıştır.
Bu nedenle tüm davacılar yönünden davanın reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 05.06.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy