(4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Güneş Taner vekili Avukat R. Erden Arısoy tarafından, davalı Kanal 6 Radyo TV AŞ. aleyhine 23/11/1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 25.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline dair verilen 6/12/2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5/6/2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Avukat Ahmet İşeri geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ve karar davalılarca temyiz edilmiştir.
Türkbank ihalesine fesat karıştırmak suçlaması ile tutuklanan işadamı Korkmaz Yiğit'in tutuklanmadan önce kaydedilen ve davalı Kanal-6 televizyonunda yayınlanan konuşmasında davacı hakkında asılsız suçlamalar yapılarak kişilik haklarına zarar verildiği gerekçeleri ile manevi tazminat istemiştir. Davalı yayının hukuka uygun olduğunu, güncel olayla ilgili önemli bir açıklamanın aynen verildiğini savunmuştur. Mahkemece yayın ile davacının kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmiştir.
Basının yansız ve özgür biçimde haber verme. Bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatma gibi görev ve fonksiyonları vardır. Basının bu fonksiyonunu yerine getirebilmesi için ona bazı ayrıcalıklar tanınması gerekir. Kuşkusuz bu ayrıcalık ve özgürlük o meslek mensuplarına bir imtiyaz sağlamak için değil, toplum ve kamu yararı içindir. O halde bu özgürlüğün alanı kamu yararı ve insan haklarının oluşturduğu alanla doğru orantılı olarak artmalı, gereksiz sınırlama ve baskılardan kaçınılmalıdır. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Basın, haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanındaki sınırı, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece, davacının kişilik hakları zarar görse bile, hukuka uygundur.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı ilkeler içerisinde dava konusu yayın değerlendirildiğinde; Türkbank satış ihalesini kazanan işadamı Korkmaz Yiğit daha sonra ihaleye fesat karıştırdığı iddiası ile tutuklanmış ve ihalede feshedilmiştir. Bundan sonra davalı TV kanalında yayınlanan ve tutuklanmadan önce doldurduğu anlaşılan konuşma kaseti ile ihale sırasında yaşadığı olayları kendi yorumu ile anlatmıştır. Bu konuşmasında, o dönem ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olan davacı ile gerek ihaleden önce gerekirse gerekse daha sonra birçok kez görüşüp ihale şartları, bankanın değeri, ihalede oluşabilecek fiyat, ihaleye kimlerin hangi fiyat teklifleri ile katılabileceği, ihale sonrası ödeme koşulları gibi konuları konuştuklarını açıklamıştır. Davacı da ihale aşamalarında Korkmaz Yiğit ile görüştüklerini kabul etmekte ancak içeriğinin onun anlattıklarından farklı olduğunu bildirmektedir. Korkmaz Yiğit'in yayınlanan konuşmasında davacıyı suçlayıcı açık bir ifade yer almamakta aksine konuşmasının başlangıç bölümünde yaptığı bazı açıklamaların gazetelerde çıkan haberlerde sanki Güneş Taner ile anlaşarak bu işe girmişim gibi değerlendirmeler yapıldığını, ancak bunun doğru olmadığını, tamamen samimi düşüncelerle bu işe girebilirsin dediğini söylemiştir. Olayın gösterdiği tüm özellikler, davacının siyasi kişiliği ve görevi ile yapılan konuşmanın içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde, o tarihte ülkenin en önemli gündem maddelerini oluşturan bir konunun tarafı durumundaki kişinin konuşma ve açıklamalarının aynen verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Kaldı ki ihale konusunda söz sahibi durumundaki davacının ihaleye girecek olan kişilerle fiyat oluşumunu etkileyecek nitelikte görüşme ve konuşmalar yapmış olduğunun anlaşılması karşısında böyle bir durumun doğmasına kendi kusuru ile neden olduğu görülmektedir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat takdir edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy