(2924 S. K. m. 1, 11, 12) (2577 S. K. m. 2, 15)
Dava: Davacı H. Arslan vekili Avukat İ. H. tarafından, davalı Orman Bakanlığı aleyhine 13/4/1999 gününde verilen dilekçe ile rayiç bedel takdir komisyonu kararının iptali ile rayiç bedelin tenkisinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine, mahkemenin görevsizliğine dair verilen 8/2/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, dava konusu yerin 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasaya göre, hak sahibi olarak adına tespit yapıldığını, ancak davalının bu yerin bedelini yüksek belirlediğini ifade ile gerçek değerini de belirterek bildirdiği miktarın esas alınmasını istemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın idari nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın dayanağı, orman niteliği bulunmayan veya bu niteliğini yitiren yerlerin mülkiyetinin, hak sahiplerine rayiç bedeli karşılığında devrini öngören 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasadır. Anılan Yasanın 1. maddesinde, orman köylülerinin kalkınmasının amaçlandığı belirtildikten başka 11 ve 12. maddelerinde de rayiç satış değerinin belirleyecek kuruluş ve bu kuruluşun çalışma yöntemi açıklanmıştır.
Yasanın düzenleme biçiminden; düzenleme altına aldığı konunun özelliği ve kapsamı gözetildiğinde mülkiyet hakkını ilgilendirdiği, konunun taşınmaz olması nedeniyle de tapu sicili ile doğrudan bir bağlantısının bulunduğu görülmektedir. Şu durumda uyuşmazlık; özel hukuk, bu bağlamda eşya hukuku hükümlerinin uygulanması sonucu çözüme kavuşması gereken bir konudur. Bu tür uyuşmazlıkların konusu itibariyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2 ve 15. maddelerindeki düzenleme dışında bulunduğu açıktır. Nitekim Danıştay 8. Dairenin 15/9/1999 gün ve 1999/1957-4482 sayılı kararında da, bu tür uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözüme kavuşturulması gerektiğine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme, var olan bu yasal düzenlemelere ve olgulara karşın, Uyuşmazlık Mahkemesinin 21/6/1999 gün ve 1999/10-18 sayılı kararım da dayanak göstermek suretiyle idari yargının görevli olduğu sonucuna varmıştır. Anılan mahkeme kararı olayımızla ilgili olmadığı gibi mevcut yasal düzenlemeler ve hukukun genel ilkeleri ile de örtüşmemektedir. Şöyle ki, 2924 sayılı Yasaya göre orman köylülerinin kalkındırılmasına ilişkin olarak hak sahipliğinin belirlenmesi, zilyetliğin tespitine ilişkin bir konu olup, yine eşya hukukunu ilgilendirmekte ve buna göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Sonuçta bir zilyetlik hakkına dayanmaktadır. Böyle bir hak belirlenmesinin idari bir işlem ve eylemle oluşması ve hukuki sonuç doğurması, mülkiyet hukukunun genel ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın adli yargı yerinde bakılması ve işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi ve davanın bu nedenle reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy