(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Güneş ..... vekili Avukat ..... tarafından, davalı Korkmaz
.. aleyhine 23.11.1998 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3.000.000.000 lira manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline dair verilen 8.11.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
..bank ihalesine fesat karıştırmak suçlaması ile tutuklanan işadamı Korkmaz
... in tutuklanmadan önce kaydedilen ve Kanal 6 televizyonunda yayınlanan konuşmasında davacı hakkında asılsız suçlamalar yapılarak kişilik haklarına zarar verildiği gerekçeleri ile manevi tazminat istemiştir. Davalı yayının hukuka uygun olduğunu, güncel olaylarla ilgili açıklama yaptığını ve açıklamalarında anlattığı olayların gerçek olduğunu savunmuştur. Yerel mahkemece yayın ile davacının kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmiştir.
Basının yansız ve özgür biçimde haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatma gibi görev ve fonksiyonları vardır. Basının bu fonksiyonunu yerine getirebilmesi için yayın yapma hak ve özgürlüğüne sahip olması gerekir. Kuşkusuz bu ayrıcalık ve özgürlük o meslek mensuplarına bir imtiyaz sağlamak için değil, toplum ve kamu yararı içindir. O halde bu özgürlüğün alanı kamu yararı ve insan haklarının oluşturduğu alanla doğru orantılı olarak artmalı, gereksiz baskı ve sınırlamalardan kaçınılmalıdır. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın, özel hukuk alanındaki sınırı, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kurallarıyla belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece, davacının kişilik hakları zarar görse bile, yayın hukuka aykırı sayılmaz.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı ilkeler içerisinde dava konusu yayın değerlendirildiğinde; T
..ank satış ihalesini kazanan işadamı Korkmaz
.. daha sonra ihaleye fesat karıştırıldığı iddiası ile tutuklanmış ve ihale de feshedilmiştir. Bundan sonra davalı Kanal 6 TV kanalında yayınlanan ve tutuklanmadan önce doldurduğu anlaşılan konuşma kaseti ile ihale sırasında yaşadığı olayları kendi yorumu ile anlatmıştır. Bu konuşmasında, o dönemde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olan davacı ile gerek ihaleden önce gerekse daha sonra birçok kez görüşüp ihale şartları, bankanın değeri, ihalede oluşabilecek fiyat, ihaleye kimlerin hangi fiyatla katılabileceği, ihale sonrası ödeme koşulları gibi konuları konuştuklarını açıklamıştır. Davacı da ihale aşamalarında Korkmaz
.. ile görüştüklerini kabul etmekte ancak içeriğinin onun anlattıklarından farklı olduğunu bildirmektedir. Korkmaz
..in yayınlanan konuşmasında davacıyı suçlayıcı açık bir ifade yer almamakta aksine konuşmasının başlangıç bölümünde yaptığı bazı açıklamaların gazetelerde çıkan haberlerde sanki Güneş
... ile anlaşarak bu işe girmişin gibi değerlendirmeler yapıldığını, ancak bunun doğru olmadığını, tamamen samimi düşüncelerle bu işe girebilirsin dediğini söylemiştir. Olayın gösterdiği tüm özellikler, davacının siyasi kişiliği ve görevi ile yapılan konuşmanın içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde, o tarihte ülkenin en önemli gündem maddelerini oluşturan bir konunun tarafı durumundaki kişinin konuşma ve açıklamalarının aynen verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Kaldı ki ihale konusunda söz sahibi durumundaki davacının ihaleye girecek olan kişilerle fiyat oluşumunu etkileyecek nitelikte görüşme ve konuşmalar yapmış olduğunun anlaşılması karşısında böyle bir durumun doğmasına kendi kusuru ile neden olduğu görülmektedir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminata takdir edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy