(4721 S. K. m. 320) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Davacı M. Yamaner vekili Avukat M. Kızıldağ tarafından, davalı H. T. Uyanık ve F. Uyanık aleyhine 20/11/1996 gününde verilen dilekçe ile yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/10/1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı H. T. Uyanık vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 25.6.1979 doğumlu davalı F. Uyanık'ın 27.4.1996 tarihinde davacıyı yaralaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece her iki davalı yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalılardan H. T. Uyanık tarafından temyiz edilmiştir. Davalı H. T. Uyanık hakkında, dava tarihinde henüz reşit olmayan oğlu F. Uyanık'a velayeten ve kendisine asaleten dava açılmıştır. Ancak asaleten dava edilme nedeni gösterilmediği gibi dava dilekçesindeki anlatımdan da adı geçenin aile başkanı (MK. 320 m.) sıfatıyla dava edildiği anlamı çıkmamaktadır. Bu arada davalı F. Uyanık'ın yargılama aşamasında reşit olması üzerine yerel mahkemece dava dilekçesinin açıklanması isteğine karşı davacı vekilinin 21.10.1998 tarihli oturumda babayı velayeten dava ettik. Ona karşı herhangi bir davamız yoktur beyanına göre davalı H. T. Uyanık'ın davalı taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin kapsamı ile bu dilekçeyi açıklayıcı nitelikteki davacı vekilinin beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davalı H. T. Uyanık hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.02.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Dava, davalı F. Uyanık'ın, davacıyı 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemede yapılan yargılama sonunda davalı F.'in haksız fiil faili sıfatıyla, diğer davalı H. T. Uyanık'ın ise olay tarihinde ergin olmayan F.'in babası olması nedeniyle MK. nun 320. maddesi uyarınca sorumlu tutulmak suretiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı H. T. vekilinin temyizi üzerine davacı vekilinin 21.10.1998 günlü oturumdaki davanın, etkili eylemde bulunan ve olay tarihinde 18 yaşından küçük olan F. Uyanık'a yönelik olduğunu, diğer davalı baba hakkında açılmış bir dava mevcut olmadığı beyanına göre davalı H. T. davada taraf sıfatı bulunmadığı ve bu nedenle bu davalı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken sorumlu tutulması doğru olmadığından bahisle yerel mahkeme kararı dairemiz kurulunun çoğunluğu tarafından bozulmuştur. Yerel mahkemenin bu yöne ilişkin kararı usule uygun olduğundan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
Çünkü;
Dava dilekçesinde davalı baba hakkında oğlu F.'e velayeten kendi adına asaleten dava açılmıştır. Nitekim davalı baba vekil tayin ettiği avukatına vekalet verirken oğluna velayeten, kendisine de asaleten iki ayrı vekaletname vermiştir. Bu durumda davanın, MK. nun 320. maddesi uyarınca baba sıfatıyla asaleten, oğlu F. içinde velayeten davalı H. T. Uyanık hakkında açıldığını kabul etmek gerekir. Kaldı ki, davacı vekilinin 21.10.1998 günkü oturumdaki beyanına itibar edilemez. Zira dava hakkını ortadan kaldıracak böyle bir beyanın beyanda bulunanın buna imzası ile onay vermesi gerekir. O halde davalı babanın davadaki sıfatını ortadan kaldıracak bir beyandan söz edilemez. Bu nedenle çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma kararına katılamıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy