(2004 S. K. m. 89) (506 S. K. m. 83)
Davacı Yazıcılar Doğalgaz Isı Sis. Ltd. Şti. vekili Avukat Orhan B. tarafından, davalı SSK Genel, Müdürlüğü ve Senimak Ltd.Şti. aleyhine 13.3.1998 gününde verilen dilekçe ile davalı şirketin ziraat bankası şubesindeki alacağının davalı kurum tarafından haksız olarak konulduğu ve dava konusu paranın haciz tarihi itibariyle SSK Eskişehir Müdürlüğünün zimmetinde olduğunun tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.11.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan SSK Genel Müdürlüğü vekili Avukat Melahat T. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı şirketin Ziraat Bankası şubesindeki alacağının davalı kurum tarafından haksız olarak alıkonulduğu ve dava konusu paranın haciz tarihi itibariyle SSK Eskişehir İl Müdürlüğünün zimmetinde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı Senimak Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinden alacaklı olduğu için icra takibi yaptığını ve bu şirketin Ziraat Bankası şubesindeki alacağı nedeniyle İİK. nun 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesinin 10.11.1997 tarihinde tebliğ edildiğini, aynı tarihli davalı SSK Eskişehir İl Müdürlüğünün yazısı nedeniyle borçlunun hesabındaki paranın SSK Genel Müdürlüğü hesabına aktarıldığını, yapılan işlemin haksız olduğunu ve paranın haciz tarihi itibariyle davalı SSK Eskişehir Müdürlüğünün zimmetinde sayılması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Davalı SSK cevabında 506 sayılı yasanın 83/2. maddesi uyarınca işlem yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının alacağının icra takibine dayandığı, davalı SSK.nın alacağı için takip yapılmadan para aktarıldığı gerekçesiyle istemi kısmen kabul edilmiştir.
Tesbit davası bir hukuki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç kişi ile kişi veya kişi ile eşya arasıdaki bir olayın tespitine ilişkindir.
Hukukumuzda genel anlamda tespit davalarının varlığını düzenleyen yasa maddeleri mevcut olmamakla birlikte bu tür isteklerin düzenlenebileceği yargı kararları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Yargı kararlarıyla kabul edilen tespit isteminin dinlenebilmesi için diğer davalarda olduğu gibi davacının hakkının veya hukuki durumunun bir tehlike ile karşı karşıya bulunması, hakkın sağlanmasında bir duraksamanın ortaya çıkması ve davacının böyle bir talepte hukuki yararının olması zorunludur. Diğer bir koşulda eda davasının açılamayacağı bir durumun bulunması gerekmektedir.
Somut olayda açılan tespit davasında davacının ne gibi bir hukuki yararının olduğu anlaşılamamıştır. Davacı, hakkını ve zararını kanıtlamak suretiyle eda davası açma olanağına sahip olup, eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Mahkemenin açıklanan bu olguları gözeterek davayı reddetmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü yönünde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy