(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı T. Reklamcılık ve Filmcilik San. Ve Tic. A.Ş. vekili Avukat Ü. V. tarafından, davalı H. Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. aleyhine 20.12.1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 10 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile, 1 milyar lira manevi tazminatın ödetilmesine dair verine 9.11.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelemesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ve dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, H. Gazetesinin 9.12.1999 tarihli nüshasında yayınlanan "T. ödeme zorluğuna düştü" başlıklı yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia ederek 10 milyar lira manevi tazminat istemiştir.
Mahkemece, haber gerçeği yansıtsa bile başlık ve "halkın tepki göstererek abone olamaması, varlıklı kişiler bile U.'lara duydukları tepki nedeniyle abone olmuyorlar, naklen yayındaki kalitesizliğe değinerek" gibi ifadelerde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle 1 milyar lira manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Basının yansız ve özgür biçimde haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma eleştirme, kamu oyunun aydınlatma gibi görev ve fonksiyonları vardır. Basının bu fonksiyonu yerine getirebilmesi için ona bazı ayrıcalıklar tanınması gerekir. Kuşkusuz bu ayrıcalık ve özgürlük o meslek mensuplarına bir imtiyaz sağlamak değil, toplum ve kamu yararı içindir. O halde bu özgürlüğün alanı kamu yararı ve insan haklarının oluşturduğu alanla doğru orantılı olarak artmalı gereksiz sınırlama ve baskılardan kaçınılmalıdır. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Basın, haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanındaki sınırı, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi güncelik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece, davacının kişilik hakları zarar görse bile, hukuka uygundur.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı ilkeler içerisinde dava konusu yayın değerlendirildiğinde; yayında Türkiye Birinci Ligi Kulüpleri Birliğinin ödeme zorluğuna düşen T.'un iki aylık yarım ödeme önerisini kabul ettiği, böyle bir teklifte bulunulmasının sebebinin hedeflenen 500 bin dekoder satışının onbinlerde kalmış olmasına bağlandığı, bunun sebebinin de U.'lara duyulan tepki olduğu yazılmıştır. Haberin devamında da Ankara S. Otelinde yapılan toplantıya katılan kişilerin açıklamalarına yer verilmiştir.
Haberin gerçek olduğu mahkemece de kabul edilmiş, ifadelerde aşma olduğu belirtilmiştir. Oysa yazının değerlendirilmesinde tek tek kelime ve cümlelerin anlamı değil, bütününden kastedilenin esas alınması gerekir.
Dava konusu yazı gerçek olduğuna ve kullanılan sözcükler de konu gereği amaç ve araç bakımından da aşırı olmadığına göre bu yayın basının haber verme ve eleştiri sınırları içinde kalır, davanın reddi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA) 28.6.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davaya konu edilen yazıda "T. Ödeme zorluğuna düştü" üst başlıktan sonra alt başlıkta "500 bin dekoder satışının ancak 10 binini gerçekleştiren T. zor durumda" biçiminde verilmiş, içeriğinde ise, "Türkiye Birinci Ligi Kulüpleri Birliği ödeme zorluğuna düşen T.'un ik aylık yayın ödeme önerisini kabul etti. Halkın tepki göstererek abone olmaması üzerine hedeflediği 500 bin dekoder satışının ancak 10 bini gerçekleştirilince zor durumda kalan T.'a varlıklı kişiler bile U.'lara duydukları tepki nedeniyle abone olmuyorlar." Yazının devamında da yayının kalitesiz olduğunun ileri sürüldüğü ifade edilmiştir.
Yazıda, davacı şirketin mali sıkıntı içinde bulunduğu ve güvenilmez olduğu belirtilmiştir. Yine yayın tarihinde 10 bin dekoder satışının yapıldığı belirtildiği halde, yayın tarihi itibariyle satışın 76.207 olduğu anlaşılmıştır. Böylece haber gerçek değildir. Böyle bir yayının güven duygusunu azaltacağı için ticari bir şirket değerlerine de saldırı teşkil eder. Bu yönü gözeden mahkeme istemin 1/10 oranında manevi tazminat takdiri ile ödetme kararı vermiştir, karar doğrudur. Kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bu nedenle bozma gerekçesine katılamıyorum. 28.6.2001
Full & Egal Universal Law Academy