(1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 157)
Davacılar Mustafa T. ve diğerleri vekili Avukat Hasan A. tarafından, davalılar Erşad B. ve Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 22.6.1999 gününde verilen dilekçe ile geç doğum yaptırılması nedeniyle uğranılan 7.000.000.000 lira maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Bakanlık hakkındaki davanın görev yönünden, diğer davalı Erşad B. hakkındaki davanın yetki yönünden reddine dair verilen 30.11.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili Avukat Hasan A. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların davalı Erşad B.'a yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların davalı Milli Savunma Bakanlığı'na yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, askeri hastanede hatalı doğum yaptırılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece davalı doktor Erşad B. hakkındaki davanın yetki yönünden, davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkındaki davanın ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi görevli olduğundan görev yönünden reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf, davacılardan 23.6.1997 doğumlu küçük Cengiz Han T.'nın doğum olayının Kayseri Esenyurt 200 yataklı Askeri Hastanesi Doğum Kliniğinde davalı Doktor Binbaşı Erşad B. tarafından gerçekleştirildiğini ancak doğuma zamanında müdahale edilmeyerek geç doğum yaptırılması nedeniyle küçüğün beyin uyan merkezlerinin hasar gördüğünü, eklemlerini kullanamadığı gibi gözlerinin de zarara uğradığından bahsederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece davalılardan Milli Savunma Bakanlığı hakkındaki dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Anayasanın 157. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğuna; ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağına işaret edilmiş, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun değişik 20. maddesinin birinci fıkrasında da aynı hükme yer verilmiştir.
Buna göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin bir davaya bakabilmesi için; dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasasının değişik 20. maddesinin ikinci fıkrasında Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır denilmektedir.
Olayda eylemin askeri hizmete ilişkin olduğu tartışmasızdır. Ancak davacılardan Mustafa T. Astsubay olup, 1602 sayılı Yasasının uygulaması bakımından asker kişi ise de; yasada öngörülen İdari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi koşulu bakımından, davacının asker kişi olmasında zorunluluk bulunmamasına karşılık, idari işlemin asker kişi hakkında tesis edilmesi veya idari eylemin asker kişiye yönelik bulunması ve zarar doğurucu etkilerin asker kişinin vücut bütünlüğü ya da malvarlığı üzerinde göstermesi gerekli ve zorunlu bulunmaktadır.
Bu duruma göre ve zarar doğuran eylemin davacının sivil kişi olan çocuğuna yönelik bulunması karşısında, olayda eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi koşulu gerçekleşmediğinden uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözüm görevi Askeri Yüksek İdare Mahkemesine değil genel idari yargı yerine ait bulunmaktadır. Mahkemece bu yön gözetilmeden davanın İdari Yargı'nın görev alanına girdiği halde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın davalı Milli Savunma Bakanlığına yönelik bölümünün yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların davalı Erol B.'a yönelik temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ve adı geçen davalı hakkındaki hükmün ONANMASINA 21.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy