(1086 S. K. m. 518) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı Türk Telekom A.Ş. vekili Avukat Selahattin Ceylan tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 14.9.1999 gününde verilen dilekçe ile yol yapımı sırasında telefon kablolarına verilen zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya hakem sıfatıyla bakılamayacağı ve idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçeleri ile dava dilekçesinin reddine dair verilen 7.6.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05.02.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava hakemde açılmış, hakem sıfatıyla karar verilmiş, temyiz üzerine dairemizce yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğünden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 sayılı Kanunla (Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun) Mecburi Tahkim Usulü getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adli yargının görev alanından çıkarılarak bu kanunda belirlenen hakemlere verilmiştir. Kanun'un 2. maddesinde belirlediği kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddesindeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Ancak kararı uygun bulmayan taraf hakeme itiraz edebilir. Bu düzenlemede hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercihi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle bu yargı yerini (Mecburi Hakem) yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem olarak baktığı işlerle ilgili kararlar kesin olduğu halde 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işlerin kesin olmadığı gibi farklılık yaratılmış olur ki, bu şekilde ikilik yaratmak Kanun'un düzenleme amacına ters düşer.
Tüm mahkemelerin bu arada doğal olarak Yargıtay'ın da görevi kanunla belirlenmiştir. Yargıtay'ın görevleri adli yargıdaki ilk derece mahkemelerinin görevlerine giren işlerde verdikleri kararları temyiz mercii olarak incelemek, istisnai hallerde de ilk derece mahkemesi görevini yapmaktır. Yargıtay'ın görevini belirleyen düzenlemede 3533 sayılı Yasa gereği hakemlerce verilen kararların üst mahkeme olarak Yargıtay'ca inceleneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi, özel yasada da Yargıtay'a bir görev verilmemiş, aksine hakem kararları aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kurallara rağmen temyiz incelemesi yapılabilmesinin gerekçesi kararın hakim tarafından verilmiş olması ise, hakimlerce verilen her kararın temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki o takdirde ilçe seçim kurulu başkanı olan hakimin, seçimle ilgili verdiği kararın da, sırf hakim tarafından verilmiş olması nedeniyle temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki bu sonuç mevzuata ve tatbikata aykırı olur.
Özel kanununda da belirtildiği üzere 3533 sayılı Kanun gereğince hakem tarafından verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie başvurulamayacağı belirlenmiş olan işte Yargıtay'ın her ne suretle olursa olsun inceleme yetkisi yoktur. Bu nedenle işin dairemizce incelenmiş olmasını uygun bulmadığımdan karara katılamıyorum. 05.02.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy