(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Mehmet Y. vekili Avukat Atilla Y. tarafından, davalı Sabri E. aleyhine 11.3.1999 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece 3.000.000.000 TL. manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline dair verilen 29.1.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 16.10.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi, karşı taraftan davacı vekili Avukat Zeynep P. geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, 1997 yılından itibaren Manisa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığını, kamuoyunda Manisa'lı gençlere işkence davası olarak bilinen davanın sanığı olarak yargılanan polis memurlarının sanık sıfatıyla gözaltında bulunan kişilere suçlarını söyletmek için yasa dışı işlemde bulunmak ve zor kullanmak suçu nedeniyle yargılandıkları mahkemenin başkanı olup 11.3.1998 tarihinde sanıkların beraatine karar verilmesi üzerine davalı tarafından basma yapılan ve birçok gazetede yer alan açıklamalarda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı Manisa'lı gençlerle ilgili DGM'deki davada ve o davada yargılanan kişilere zor kullanmaktan yargılanan polis memurlarının davalarında avukat ve tanık olarak bulunduğunu, toplumu yatıştırıcı telkinlerde bulunarak yargıya olan güveni sarsıcı ve davacının kişilik haklarına saldırı nitelikli hiçbir beyanda bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Kamuoyunun uzun süre gündeminde kalan Manisa Davasının yargılaması sırasında hakkında sanık olarak dava açılan kişilerin sorgulanmalarında işkenceye maruz kaldıkları konusunda beyan ve doktor raporlarına dayanılarak karakol sorgulamalarını yapan polis memurları hakkında Manisa Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Davalı Sabri E. Avukat olup aynı zamanda siyasi kimliği bulunan bir kişidir. Manisa'da bir grup gencin gözaltındaki sorguları sırasında işkenceye maruz kaldıkları yine Avukat olan ve kardeşi gözaltına alınanlar arasında bulunan arkadaşı Pelin E. tarafından kendisine bildirilince karakola giderek gözaltında bulunan Emrah Sait E.'yı görmek için girişimlerde bulunmuş adı geçen şahıs ve onunla birlikte sorgulanan birçok gencin çeşitli yöntemlerle fena muameleye uğradığını karakolda bizzat görmüş ve insan haklarına kişinin beden ve ruh bütünlüğüne yönelen saldırılara tepki duyarak işin takipçisi olmuş, çocukları gözaltına alınan ailelerle işbirliği yaparak davada tanık olarak beyanda bulunduğu gibi müdahiller vekili olarak da yer almıştır.
Dava, Türkiye'de ve Dünya kamuoyunda insan haklarının ihlali ve gözaltında işkence yapılması iddiası nedeniyle ciddi bir şekilde takip edilmiştir. Dava konusu işkence olayının görgü tanığı olan ve beyanında ayrıntılı biçimde yer alan olayların niteliği itibariyle kişide yaratacağı derin üzüntü ve şok hali düşünüldüğünde ve işkenceye uğramış gençlerin aileleriyle yakın ilişkinin yarattığı psikolojik baskı da gözetildiğinde yargılanan polis memurlarının beraat etmeleri üzerine davalı tarafından basma yapılan açıklamanın mahkeme kararının eleştirisi olarak yorumlanması gerekmiştir. Dosyada mevcut olan ve gazetelerde yer alan davalı açıklamasının asıl hedefi Türk yargısı ve kararı veren yargıçlar olmayıp beraat kararıdır. Açıklamada yer alan Manisa ve İzmir'deki savcılara ve hakimlere rağmen yargıya güvenmek zorundayız biçimindeki açıklama yazı bütünü içinde değerlendirildiğinde bir ayrıntıdır. Yayınlardaki açıklamalarda davacının şahsına yönelik saldırı nitelikli sözlerin yer almadığı görülmektedir. Kaldı ki davalının eleştirisine konu olan beraat kararı Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararı üzerine davacının başkanlığını yaptığı heyetçe verilen direnme kararı Ceza Genel Kurulunda görüşülerek 8. Ceza Dairesinin bozma kararı yerinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davalının davaya konu olan ve basında yer alan açıklamasının hukuka aykırılık taşımadığı gözetilmeksizin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.10.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Tarafsızlık ve her türlü etkiye kapalı olmaklık yargıçlığın en önemli niteliklerindendir. Kanıtlanmamış iddialarla bir yargıcın verdiği karar nedeniyle yanlı davrandığı ve etki altında kaldığı iddia edildiğinde o yargıcın kişilik haklarına saldırıda bulunulmuş olur. Bu özellikler içinde yerel mahkemenin hukuka aykırılığı tesbit etmesi uygun olmuştur. Bu bakımdan dairemiz çoğunluğunun hukuka aykırılık bulunmadığına dair görüşüne katılamıyorum.
Yerel mahkemece belirlenen yaptırımın uygun olup olmadığı konusunda henüz bir karar verilmediğinden bu konuda, bu aşamada görüş açıklamasının mümkün olmadığını kaydetmekle yetiniyor ve bozma kararma katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy