(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 4)
Davacı Necmettin E. vekili Avukat Muzaffer Ö. tarafından, davalılar Hürgüş A.Ş adına Aydın D. ve diğerleri aleyhine 2.8.1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 5 milyar lira manevi tazminat ve hüküm özetinin yayınlanmasından istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 5 milyar lira manevi tazminatın davalılardan alınmasına ve hüküm özetinin yayınlanmasına dair verilen 23.12.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili Avukat Ahmet Ç. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarım tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzura doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda davacının siyasi bir kişi olması, yazının tümüyle siyasi bir nitelik taşıyıp bir olguyu eleştirmesi, eleştirilerin bir kısmının davacı dışında halka yöneltilmesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır. Ayrıca, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırımı veya ilave bir yaptırımı öngören bir karar verebileceği gibi, saldırıyı kınayan bir hükümde kurabileceği öngörülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere Medeni Kanun'un 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir.
Açıklanan şu düzenlemeye göre hakimin davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde, belirleyecek yaptırımın türünü serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenen tazminata hükmolunmakla, davaların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzun sürenin geçmiş bulunması ve Borçlar Kanunu'nun 49/2 maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Bu yönün gözetilmemiş olması da bozma nedenidir.
Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy