(818 S. K. m. 43)
Dava: Davacı ve vekili tarafından, davalılar Atilla Onur Abalı ve diğerleri aleyhine 9.3.2000 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.1.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız incelenmesi davacılar vekili ve davalılar Atilla Onur Abalı ve Kerim Abalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 23/10/2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı adına Avukat E. İ. geldi, karşı taraftan davacılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- K.. Ltd. Şti.'nin öteki temyiz itirazlarına gelince; Davacılar Burcu Koç ve Eylem Tanbuğa davalı Ersan Erol'un kullandığı K...Ltd. Şti.'ye ait araçta seyrederken davalı Atilla Onur Abalı'nın kullandığı Kerim Abalı'ya ait aracın çarpması ile yaralanmalarından dolayı maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı K....Ltd. Şti. davacıların şirket aracından taşınmalarının bedelsiz olduğundan hatır taşımasının söz konusu olduğunu ve bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmuştur. Dosya içinde mevcut beyan ve belgelerden davacıların davalı şirkette şoför olarak çalışan davalı Ersan Erol tarafından kullanılan şirkete ait araçta bedelsiz olarak seyrederken olayın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacılar davalı aracında ücret karşılığı değil sırf hatır için taşınmıştır. Zarar görenin bir çıkar karşılığı olmaksızın taşındığı olaylarda taşıyanın onlara karşı sorumluluğu haksız eylemden doğan bir sorumluluk olmakla beraber ortada hatır için taşıma söz konusu bulunmakla tazminatın kapsamı üzerinde özellikle durulması gerekmektedir. Hatır taşımacılığında yalnız yolcunun yararı söz konusu olduğu ve işleten ivazsız bir şekilde hareket etmiş olduğundan bu gibi hallerde Borçlar Kanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanması suretiyle zararın bir bölümünün tazminat alacaklısının üzerinde bırakılması gerekir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulaması bu doğrultudadır. Yerel Mahkemece açıklanan yönün gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Tüm davalıların diğer temyiz itirazları incelendiğinde; Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup tahsiline karar verilen tazminatlara yasal faiz yürütülmesi gerekir. Yerel Mahkemece hükmedilen tazminatın reeskont faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davalı K...Ltd. Şti. 3 sayılı bentte gösterilen nedenlerle tüm davalılar yararına BOZULMASINA, davacıların tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalı K.. AŞ. yararına takdir olunan 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 23.10.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava, trafik kazası sonucu uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Davacı, hüküm altına alınacak tazminatlar için 9.3.2000 tarihinde açılan ilk dava için dava tarihinden, 21.4.2000 tarihinde açılan ikinci dava içinde olay tarihinden itibaren faize de karar verilmesi istenmiştir. Olay 11.12.1999 gününde meydana gelmiştir.
Mahkeme, hüküm altına alınan tazminatlar için, ikinci davadaki istem için yürürlükte bulunan faizle ilgili yasayı da gözeterek 1.1.2000 tarihine kadar % 50, bu tarihten sonraki dönem içinde reeskont faizi üzerinden ödetme kararı vermiştir. Daire, yasal faiz yerine, reeskont faizi biçiminde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile kararı bozmuştur.
Bozma kararının bu bölümüne katılamıyoruz Şöyle ki;
Gerçekten 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin yasanın, 15.12.1999 tarihinde 4489 Sayılı Yasa ile değişikliğinden önce, bu oran yasa hükmü ile % 50 idi. Ancak 4489 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle daha önce yasalarda yer alan % 5, % 30 ve % 50 gibi oranlar terk edilerek, bu oran bir olguya bağlanmıştır. Bu olguda, yasanın deyimi ile reeskont oranı"dır. Bu durum, yasanın öngördüğü bir deyimdir. Daire çoğunluğunca, reeskont oranı yerine yasal faiz deyiminin kullanılmasını istemektedir.
Böyle bir bozma, açıkça yasadaki düzenleme biçimine aykırıdır. Faiz oranlarının yasa maddesinde % 5, % 30 ve % 50 gibi belirtilmesi ne kadar yasal ise, bunun reeskont oranı, olarak belirtilmesi de yasaldır. Bu bakımdan mahkemelerce reeskont oranı biçimindeki faize ilişkin oran belirlemeleri yasanın bir deyimidir ve doğrudur.
Bundan dolayı bozma kararının 2. maddesindeki gerekçesine katılmıyoruz. Yerel mahkemenin buna ilişkin olan belirlemesi doğrudur. 23/10/2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy