(743 S. K. m. 320)
Dava: Davacılar A. ve diğerleri vekili Avukat H. K. tarafından, davalılar A. ve S. aleyhine 2.6.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız eylemden doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen 20.6.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılardan A. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların temyiz itirazlarına gelince:
Dava, haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan A. yönünden dava kabul edilerken, davalı S. hakkında dava reddedilmiştir.
Davalılardan A. haksız eylem tarihinde 18 yaşından küçük olduğundan babası olan S. da aile reisi sıfatıyla sorumlu gösterilmiştir. Davalı A. davacıların çocuğu H.'a karşı gerçekleştirdiği eylem fiili livata suçu olup, davalı bu suçtan mahkum olmuştur. Mahkeme davalılardan S. hakkındaki davayı reddederken, onun MK. 320. maddesi gereğince objektif özen ödevini yerine getirdiği gerekse gösterilmiştir.
Reşit olmayan bir kişinin eğitim ve yetiştirilmesi kural olarak aileye düşer. Bu konu MK.'nun 320. maddesinde düzenlenmiş olup, ev reisinin bu konudaki sorumluluğu belirtilmiştir. Bu sorumluluk için ana ilke, ev reisinin gözetimindeki özen ödevini yapmamasıdır. Bir olayda babanın özen ödevini yapıp yapmadığının tespit görevi hakime aittir. Fakat takdir hakkının yerinde kullanılıp kullnılmadığı, Yargıtay denetimine tabidir. Hakim, takdir hakkını kullanırken özen ve gözetim görevine bağlı olanın yaşını, karakterini, olgunluk derecesini, özellikle tehlikenin varlığını ve çeşitlerini idrak edebilme ve bunları önleyebilme yeteneğini, sosyal çevreyi ve şartları ayrıca göz önünde bulundurmalıdır. Aile başkanı çocuğuna iyi terbiye verdiğini ispat suretiyle sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü terbiyeden ve terbiyenin sonuçlarından değil, kendisine düşen özen ve gözetim ödevinin gerekli kıldığı tedbirleri alıp almamakla sorumludur. Ayrıca soyut, afaki nasihat ve talimat, özen ve gözetim ödevinin yerine getirildiğini kabule elverişli olmaz.
Davalı küçük A.'in gerçekleştirdiği eylem, onun aile reisi tarafından tehlikeli ve ahlaka aykırı şeyler yapmaktan uzak tutulmadığını ve kendisine bu konularda gerekli bilgi verilip aydınlatılmamış olduğunu göstermektedir. Mahkemece, aile reisi sıfatıyla davalı S.'nın da sorumlu tutulması gerekirken, yeterli delile dayanmayan soyut gerekçe ile bu davalı hakkındaki davanın reddedilmiş olması yanlış olup, hümün bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy