(818 S. K. m. 41, 49) (743 S. K. m. 4)
Dava: Davacı ... İletişim Hizmetleri AŞ tarafından, davalı ... Televizyon Hizmetleri AŞ aleyhine 10.12.1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 500 milyar lira manevi tazminat ve yayın istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 50 milyar lira manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına dair verilen 20.10.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... TV Hizmetleri AŞ vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.4.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili ile karşı taraftan davacı şirket vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalıya ait televizyon kanalında aynı gün iki kez ... İtalya hükümetinin bu tutumu Türkiye'nin dört bir yanında protesto edildi. Abdullah Öcalan için darağaçları kuruluyor, kanlı örgüt ve lideri lanetleniyordu. Tamamen halkın inisiyatifiyle İtalyan mallarına ambargo başladı. Türk halkı İtalya'nın PKK.yı destekleyen tutumu karşısında şok olmuştu. Ancak işin bir başka boyutu daha vardı. Başta Finlandiya, İsveç olmak üzere bazı İskandinav ülkeleri de PKK.ya kucak açıyordu. Örneğin İsveç PKK.yı desteklemeyi o kadar ileri boyuta götürmüştü ki Türk Devleti İsveç firmalarının Türkiye'deki ihalelere girmesini yasaklamıştı. İşin ilginç yanı PKK destekçisi İsveçe uygulanan bu gizli devlet ambargosu kamuoyu tarafından bilinmediği için tam manasıyla başarıya ulaşamadı. Hatta İsveç'e uygulanan gizli ambargo zamanla unutuldu ve bazı siyasetçilerin zaafı yüzünden İsveç firmalarına Türkiye'den trilyonlar kazandırıldı. İsveç'in Ericsson firmasıyla Turkcell ortaklığı bunlardan biriydi. Peki İsveçli bu firmanın Türkiye'den kazandığı paralar nereye gidiyordu. Tabi ki dolaylı yoldan PKK.ya Türk halkı Suriye, Rusya ve İtalya'nın yüzündeki maskeleri birer birer indirmiş, uyguladığı ambargoyla İtalyan Başbakanına bile Apo teröristtir dedirtmişti. Ama İsveç ne yazık ki bu güne kadar dersin dışında kaldı. İtalyan gözlüğüne, kravatına yapılan bu boykot İsveç telefonuna yapılmadı ... Türk halkının yüreği işte bu yüzden bu akşam cimbom için atıyor işte bu yüzden uyguladığı ambargoyla PKK destekçisi ülkelere nasıl ders veriyorsa ... biçiminde yapılan yayının gerçek dışı olduğunu, kazandığı paraların dolaylı yoldan PKK.ya aktaran, Türkiye'ye ihanet eden kuruluş olarak tanıtıldığını, PKK.ya dolaylı olarak destek verdiğinin ileri sürüldüğünü, halkın kendisine tepki göstermesinin istendiğini, yapılan yayının maç yayını ile ilgisi bulunmadığını, PKK.ya dolaylı yada doğrudan desteği olmadığını, ihalelere katılma yasağı konulmadığını belirterek 500.000.000.000 lira manevi tazminata hükmedilmesi, hükmedilecek tazminata reeskont faizi yürütülmesi ve karar özetinin yayımlanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise yayında İtalya'nın PKK. yı destekleyen tutumunun eleştirildiğini, daha önce PKK. yı desteklemiş olan ülkelere de eleştiri yöneltilmesinin amaçlandığını, İsveç'in PKK. ya maddi desteğinin herkesçe bilindiğini, İsveç ve İsveç firmalarının ihalelere girmesine devletin örtülü olarak engel olduğunu ve İsveç-PKK bağlantısının resmi makamlarca kabul edildiğini, bu nedenle halkın İtalya'ya gösterdiği tepkide İsveç'in dışarıda kaldığının vurgulanmak istendiğini, davacı firmanın Türkiye'den para kazandığını, ambargo uygulanırsa İsveç firmalarının Türkiye'den para kazanamayacağını, yayında bunun anlatılmak istendiğini, bu nedenle dolaylı destekten söz edildiğini, davacının Türkiye'den kazandığı para ile İsveç'e çıkar sağladığını, İsveç'in maddi ve manevi olarak PKK.yı desteklediğini, dolayısıyla Türkiye'den sağlanan maddi çıkarın dolaylı olarak PKK.ya gittiğini, davacının PKK.ya çıkar sağladığı biçiminde yayın yapmadıklarını ileri sürerek davanın reddedilmesi isteminde bulunmuştur.
Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilerek, 50 milyar lira manevi tazminatın dava tarihinden işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, karar özetinin en yüksek tirajlı bir gazetede bir defa ilan edilmesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu edilen olayda yukarıdaki ilkeler, yayında yer alan sözler ve saldırının niteliği gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3- Borçlar Yasasının 49. maddesinde yargıcın tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ek bir yaptırımı öngören bir karar verebileceği gibi saldırıyı kınayan bir hükümde kurabileceği öngörülmüştür. Medeni Yasanın 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda yargıcın somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir. Açıklanan şu düzenlemeye göre yargıcın davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde, belirleyici yaptırımın türünü serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır. Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenilen tazminatın bir bölümünün hüküm altına alınması ile davalının hukuka aykırı eyleminin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına manevi tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzun bir süre geçmiş bulunmasına ve Borçlar Yasasının 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden karar bu nedenle de bozulmalıdır.
4- Dava, niteliği gereği haksız eyleme dayalı kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmamaktadır. Haksız eyleme dayanan davalarda yürütülecek faiz reeskont faizi olamayıp yasal faizdir. Yerel mahkemece anılan yön gözetilmeden hükmedilen tazminata reeskont faizi yürütülmüş olması da somut olaya uygun düşmemiştir. Bu durum da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2, 3, ve 4) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı şirket yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık ücretini davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10.04.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı ve davalı Ticaret Hukuku hükümlerine göre tacir konumundadırlar. Zararda ticari işlemeleri ile ilgilidir. Hal böyle olunca gerek 3095 sayılı yasanın 2., Ticaret Kanununun 3. maddesi uyarınca uygulanacak faiz reeskont faizidir. Bu bakımdan mahkeme kararı doğrudur. Bundan dolayı ilamın bozmaya ilişkin olan 4. maddesine katılamıyorum.
KARŞI OY
Dava konusu televizyon yayını ile ilgili bant çözümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bazı ülkelerin PKK konusundaki tutumlarının eleştirildiği, bu arada davacının ortağı olan bir şirketin mensup olduğu devletin bu konudaki tavrının da ele alındığı, davacı şirket hakkında doğrudan doğruya suçlamada bulunulmadığı, yayında davacı şirket yönünden kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir hususun olmadığı görülmektedir. Bu nedenle davanın tümden reddi gerekirdi.
Çoğunluk kararında sayılan bozma nedenleri kural olarak yerindedir. Ancak yukarıda açıklanan nedenlerle istemin reddi gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararına bu nedenle katılamıyorum.
KARŞI OY
Olayın oluş ve akışı ile tarafların sosyo ekonomik durumlarına göre mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı uygun olduğundan sayın çoğunluğun bu bölüme ilişkin bozma kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy