(818 S. K. m. 41)
Davacı T. Dinçer vekili Avukat M.K. Aydın tarafından, davalı TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine 26/9/2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 8/2/2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha Önceden belirlenen 30/10/2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil T. Dinçer ve vekili Avukat M.K. Aydın ile karşı taraf davalılardan TCDD Genel Müdürlüğü vekili Avukat A. Ayvalı geldiler, diğer davalı A. Balcıoğlu adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının beden gücü kaybı nedeniyle ek kazanç kaybı, servis ücreti ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Protez ücretine ilişkin temyize gelince; Davalı TCDD Genel Müdürlüğüne ait diğer davalının kullandığı aracın çarpması sonucu % 70 oranında beden gücü kaybı oluşacak şekilde diz üstü amputasyonu tarzında yaralanmıştır. Davacı ilk davada beden gücü kaybı tazminatı ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece istemin kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiştir. Temyize "konu olan bu davada ise yaralanmanın niteliğine göre ömür boyu protez kullanmak zorunda olduğunu ve kullanılan protezin her yıl değiştirilmesi gerektiğini belirterek kalan yaşam süresince kullanacağı protez bedelinin ödetilmesine karar verilmesi istenmiş, yerel mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde kullandığı protezin her yıl değiştirilmesi gerektiğinden söz ederek talepte bulunmuştur.
Dava konusu zararlandırıcı eylem sonucu meydana gelen ve devam eden protez kullanma zorunluluğundan kaynaklanan protez bedelinin talep edilmesinde belirli dönemlere yönelik süreklilik söz konusu olduğundan ve istemin bu yönü itibarıyla gelişen bir durumu içerdiğinden daha önce dava konusu yapılmamış ve bu haliyle de zarar belli olmadığından istenmemiştir. Bu nedenle zamanaşımından söz edilemez. İşin esasının incelenmesi gerekir.
Davacı tarafından daha önce açılan davada, davacının mevcut yaralanmadan dolayı, halen tedavisinin devam etmekte olduğunu, işgücü kaybının şu anda bilinemediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 100 milyon lira maddi tazminata hükmedilmesin! istemiştir Mahkemece, ilk davada daimi işgücü kaybı belirlenmiş ve istenen tazminatın daha fazla olmasını da gözeterek, istemle bağlı kalınarak istenen miktara hükmedilmiştir. Daha önceki davada protez bedeli istenmemiş ve hüküm altına da alınmamıştır. Eldeki dava ile geriye kalan zararı istemiş ve bu istek kalemleri arasında, protez bedeli de bulunmaktadır. Yargılama sırasında davacı tarafından dosyaya sunulan ve protez satışı yapan şirketin yazısından ise altı aylık periyodik bakımlar yapıldığı takdirde protezin en çok beş yıl kullanılabileceği bildirilmiştir. Bu olgu önceleri değil, ancak davacının tedavisi devam ettiği aşamalarda anlaşılmıştır.
Şu durumda yerel mahkemece yapılacak iş, dava konusu eylem sırasında yaşı küçük olan davacının ne zaman protez kullanmaya başlayacağı, yaralanmanın niteliğine göre, kullanacağı her protezi ne kadar süre ile kullanabileceği bakım ve değiştirme gideri gözetilerek zararın miktarı konusunda uzman bilirkişilerin görüşü alınmak suretiyle hüküm kurmaktan ibarettir. Açıklanan yönler gözetilmeksizin zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.10.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalının kusurlu davranışı nedeniyle yaralandığını iddia eden davacı, diğer isteklerinin yanında protez ücretinden doğan kayıplarını da istemiş, mahkemece isteğin zamanaşımına uğradığı kabul edilerek reddine karar verilmiş dairemizce protezle ilgili isteğin zamanaşımına uğramayacağı görüşü ile bu bölüme ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Vücut bütünlüğüne yönelik olaylarda zamanaşımı kaideten olay tarihinde başlar. Şayet olaya bağlı tedavinin devam etmesi nedeniyle gelişen durum mevcutsa zamanaşımının başlangıcı gelişen durumun sona erdiği tarihtir.
Ayrıca davacının zararını da bu tarihte bildiği kabul edilir. Yani işgücü kaybı, kusur nispeti, gibi unsurların ve zararın ne kadar olduğunun ayrıca bir raporla tespit ettirilmesi şart değildir. Bu nedenle zararını da olay tarihinde veya gelişen durumun sona erdiği tarihte bilebilecek durumda olduğundan zamanaşımının daha sonradan işlemeye başlaması için bir sebep yoktur. Bu tür davalarda zararın karşılanması için irat şeklinde istekte bulunabileceği gibi, peşin sermaye değerine hükmedilmesi şeklinde de istekte bulunulması mümkündür. Uygulamada irat şeklinde istek tercih edilmemekte ve peşin sermaye değeri şeklinde istekte bulunmaktadır. Bu yazılanlar daha çok işgücü kaybından doğan istekler ile ilgili ise de, somut olayda davacı ömür boyu kullanacağı protezin dava açtığı tarihteki karşılığını istemektedir. Gelecekte kullanacağı protezin karşılığını şimdi istediğine göre protezi belli aralıklarla yenileyecek varsayımı ile zamanaşımının olamayacağını kabul etmek mümkün değildir. Nitekim, işgücü kayıplarında yıllar sonrasının isteğinin veya bakıcıya ihtiyacı olan bir kişinin yıllar sonra yapacağı bakıcı masrafının şimdiden peşin sermaye değeri şeklinde istendiği hallerde zamanaşımının olay tarihinden itibaren değerlendirilmesi yolunda uygulama bulunmaktadır. Yazılanların ışığında, yerel mahkemenin zamanaşımının tüm istekler için dolmuş olduğuna dair değerlendirmesini uygun bulduğumdan, bozma kararına katılamıyorum.30/10/2001
Full & Egal Universal Law Academy