(818 S. K. m. 46, 47)
Davacı M.E. Yetkin vekili Avukat H. Girişken tarafından, davalı A.G. Akıncı aleyhine 10.10.1997 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.12.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve davacı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Davacı, isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olup henüz malulen emekli olmak için bir talebi yoktur. Sigortalılığı devam etmektedir. Bağ-Kur'ca kendisine bir ödeme yapılmamıştır. Buna rağmen varsayıma dayalı olarak Bağ-Kur'dan bir ödeme yapılması halinde bağlanacak gelirin peşin sermaye değerinin zarardan düşülmesi yoluna gidilmiştir. Bağ-Kur'dan fiili olarak bir ödeme yapılmadığı sürece indirim mümkün değildir. Bu yönün gözardı edilerek farazi gelirin indirilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
b) Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek Özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda davacının yaralanma derecesi ve kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Öte yandan, davacının dava dilekçesinde belirttiği %60 maluliyet oranı bu dava için hesaplanacak tazminat miktarında gözönünde tutulması gerekse dahi, açılacak bir başka davada, gerçekleşen zararın belirlenen yeni maluliyet oranı üzerinden (%76,31) hesaplanması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy